Demiryol-İş Sendikası Adapazarı Şubesinin 11.Olağan Genel Kurulu Serdivan Belediyesi Konferans Salonu’nda 12 Ocak 2018 tarihinde yapıldı. Cemal Yaman güven tazeledi.

Divan Başkanlığını Sendikamız Genel Sekreteri Hüseyin Kaya, Yardımcılıklarını Sivas Şube Başkanı Murat Kütük, Afyonkarahisar Şube Başkanı Muharrem Uslu, İstanbul Şube Başkanı Nuri Usta, Katip üyeliklerini ise Delegelerden Şerif Alpaslan Balaban,Ceyhun Akar’ın yaptığı Genel Kurula Türk-İş Genel Başkanı Ergun Atalay, Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu, CHP Milletvekili Engin Özkoç, İyi Parti Milletvekili Ümit Dikbayır, BURULAŞ Genel Müdürü  Mehmet Kürşat Çapar, SAÜRektörü  Prof. Dr. Fatih Savaşan, TÜVASAŞ Yetkilileri, Sivil Toplum Örgütlerinin  il başkan ve yöneticileri, Şubelerimizin Başkan ve yöneticileri ile sendika üyeleri katıldı.

Şube Başkanı Cemal Yaman Çalışma Hayatına istinaden yaptığı konuşmada özelleştirilen tank palet fabrikası ile ilgili şunları söyledi:“Önceliğimiz işçimizin haklarının korunması ancak bu sefer önceliğimiz milli değerimizin yok olmaması. Bin 800 dönümlük bir alanı var fabrikanın. 80’li yıllardan sonra bir özelleştirme furyası başladı. Siyasi iktidarlar sata sata bitiremediler devletin kurumlarını. Türk Telekom özelleşti vatandaş hizmet alamıyor” dedi


Tank Palet fabrikasının ülkenin gururu olduğuna vurgu yapan Cemal Yaman “36 kilometreyi vuran obüslerin üretildiği fabrikayı Yüzde 49.9 Katar Ordusuna ait bir şirkete kiralamak millileşmek değildir. Milli olan kendi işçimiz, mühendisimizin ürettiği obüstür. Milli Savunmayı güçlendirmek istiyorsak fabrikamıza sahip çıkacağız. Yasal haklara dokunmayacağız, kazanılmış haklara dokunmayacağız diyorlar ama Türkiye Elektrik Kurumu’nda da dokundular, TEİAŞ’da dokundular, PTT’de de dokundular, Şeker’de de dokundular, her tarafta dokundular’ dedi. Yaman, “Resmi bir açıklama olmasa da Ethem Sancak’ın bir yerde yapmış olduğu konuşmadan anladığımız kadarıyla yüzde 49’u Katar’ın ordusuna veriliyor bunun. Yüzde 25’i Ethem Sancak’a veriliyor, yüzde 24’ü de başka bir sivil kişiye veriliyor. Bunun da kim olduğunu bilmiyoruz” diye konuştu.. Bu bilgilerin kamuoyu ile paylaşılması gerektiğini belirten Yaman, işletme hakkı süresi için tanınan 25 yılın uzun bir zaman olduğunu belirterek, “ 25 yıl sonra tekrar bir 25 yıl daha uzatılmayacağının garantisi yok. Sakarya’ya yazık olur’ ifadelerini kullandı. Yaman, Altay tankının üretimiyle ilgili de ‘Katar olsun, Ethem Sancak olsun herhangi bir yerde tank yapmışlığı mı var? Tankın paletlerini zaten bu fabrika yapıyor, motoru zaten bir yerden gelecek dolayısıyla burada bunu en iyi şekilde yapacak olan burada ki işçi ve mühendislerdir bunlara neden imkan verilmiyor?’ diye sordu. Yaman, Türkiye genelinde Türk-İş’ e bağlı bütün sendikaların imza kampanyasına iş yerlerinde devam ettiği ve yaklaşık 1 milyon imza’ toplanmasını öngördüklerini belirtti.

Cemal Yaman’ın konuşmaları salonu dolduran işçiler tarafından sık sık sloganlarla kesildi. İşçiler “Tank Palet kalemiz. Kalemizi vermeyiz” diyerek özelleştirmeye karşı çıktı.

Daha sonra söz alan Genel Başkanımız Ergün Atalay Şunları söyledi:

“Büyükşehir belediyemizin kıymetli başkanı, değerli dostum, değerli kardeşim, değerli CHP Grup Başkan Vekili Engin Kardeşim, İyi Partinin değerli milletvekili, uzun yıllar bize ağabeylik yapan Enver abim, Bursa’dan gelen değerli Genel Müdürümüz, TÜVASAŞ ta görev yapan değerli işçi kardeşlerimiz, Siyasi Partilerimizin değerli il başkanları, Demiryol-İş Sendikasının 13 vilayetten kongreye iştirak eden değerli kardeşlerim, değerli başkanlar, değerli yöneticiler, Sakarya’daki Sendikalarımızın değerli başkanları, değerli yöneticileri, Türk-İş te beraber görev yaptığımız değerli kardeşim, Koop-İş Sendikamızın değerli Genel Başkanı, Güvenlik- İş Sendikamızın değerli Genel Başkanı , Kızılay’ın değerli Genel Başkan Yardımcısı, Türk-İş Bölge Temsilcimiz, İzmit’ten gelen, Bursa’dan gelen, Gebze’den gelen, Bilecik’ten gelen kıymetli işçi arkadaşlarım, değerli dostlarım, değerli basın mensupları hoş geldiniz sefalar getirdiniz.

Bu salonda muhtarlar var, emekli ağabeylerimiz var, esnaflarımız var, amatör sporda görev yapan değerli başkanları var, değerli dostlar var, Sakarya’da kimi görmek istiyorsanız herkes bu salonda.

Değerli arkadaşlar, yılbaşı akşamı her yılbaşında olduğu gibi Türk-İş Başkanı olarak işçilerle birlikte oluyorum. Madende oluyoruz, karayollarında oluyoruz, Enerji işçileriyle beraber oluyoruz, bu sene de program yaptılar İstanbul’da deniz kurtarma ekibiyle beraber olacaktık ama maalesef 22 Aralık ta çıkan Tank Paletle ilgili karara istinaden Biz bu İstanbul programını bozalım Adapazarı’nda olmamız gerekiyor, tank palet kapısının dibindeki PTT işçileriyle beraber olduk. 25 senelik kiralama bunun adı kiralama falan değil bunun adı özelleştirme. Aradan 12 gün geçti bugün buradayız. Rabbim ömür verirse haftaya gar meydanında arkadaşlarımızın düzenlediği bir miting var. Ömrümüz yeterse sağlığımız sıhhatimiz iyi olursa , Allah nasip ederse orada olacağım. TÜRK-İŞ Başkanı  olarak üç haftadır Adapazarı’nda oluyoruz. Adapazarı’nda olmamız gerektiği için oluyoruz. Değerli arkadaşlar bu ülkede Enver ağabeyim anlattı. Özelleştirme hiç kimseye bir hayır falan getirmedi. Yaşıyorum, Türk-İş’in Mali sekreteriydim, SEKA’yı yaşadım. TÜRK-İŞ Başkanlığı yapıyorum. Şekeri yaşadım, yaşıyorum. Bugün de önümüzde tank paletle ilgili ucube bir karar var. Harb-İş Yöneticileri, buradaki şube başkanımız onların genel başkanı Adapazarlı olan Haldun kardeşimiz güçleri neye yetiyorsa, ellerinden geleni yapmaya gayret ediyorlar. Bu karar ayın 22 sinde çıktı. Sabah ben ulusal bir televizyon kanalında asgari ücretle ilgili bir program vardı. Sabah 8.00 de bizim görevlilere metni vermişler. Onlar İzmir’de faks çekmişler. Ayın 22 sinde özel bir kanalda dediler durum böyle böyle. Aradan geçen 20 günlük süre zarfında İzmir’de konuştum, İstanbul’da konuştum, Ankara’da konuştum. Bursa’da konuştum bu meselenin yanlış olduğunu anlattık. Milli Savunma Bakanıyla iki kere konuştuk, Cumhurbaşkanımızla konuştum. AK Parti Genel Başkan Yardımcılarıyla konuştum. Yani kim yetkiliyse, kim sorumluysa tamamına bu meseleyi anlattık. Bir bölümünü biliyorsunuz, bir bölümünü bilmiyorsunuz. Sendikalar hem mücadele edecek hem müzakere edecek. Şimdi gönlüm arzu eder burada Engin kardeşim elinden gelen gayreti samimice sarf ediyor, İyi Parti vekilimiz Sayın Dikbayır elinden gelen gayreti sarf ediyor samimice. Ama bu ikilinin içine iki kişiye daha ihtiyacımız var. Ali İhsan YAVUZ’ a ihtiyacımız var, Levent Bülbül’e ihtiyacımız var. Onlar da bu ikilinin yanında olacak. Değerli arkadaşlar şimdi konuşmak kolay Cemal kardeşim burada konuştu. Cemal burada olanları biliyor, bize aktarıyor. Diş benim dişim ağrıyor en yakın bana ne verir ağrı kesici verir. Sancıyı ben çekiyorum. Sancıyı siz çekiyorsunuz, beraber çekiyoruz.

Değerli arkadaşlar bir kişi kalırsa özelleştirmenin karşısında TÜRK-İŞ başkanı durması gerekiyor.

Değerli arkadaşlarım taşeronlarla ilgili sıkıntılar var. Taşeronda kadroya girmeyenlerle ilgili sıkıntılarımız var, emeklilikte yaşa takılanlar var, fırsat bulsalar getirecekler kıdem tazminatı var. kısacası 12 ay çalışıyoruz 11 aylık alıyoruz. Vergiye gidiyor.

Vagon Fabrikası vardı. Bilecik teki, Derince’de ki işyerlerimiz vardı. Ama şimdi devasa bir kurum oldu. Adapazarı Şubemiz. Bursa ‘da 2000 e yakın üyemiz var. 1000 e yakın Gebze İzmit’ten gelen kardeşlerimiz var.

Asgari Ücretle ilgili 1603 Liranın kabul edilebilir bir rakam olmadığını her ortamda anlattım Belki mükemmel olmadı ama son 30 yılın rakamsal olarak en iyi artışı oldu. İlk defa biz 1974 senesinden beri işçi, işveren ve hükümetle ortak imza attık. 417 lira tabanda bir zam geldi. Evli üç çocuklu arkadaşlarımıza da 550 lira civarında bir zam geldi. Bu çok mükemmel bir rakam değil ama bizim mutlu olduğumuz, altına keyifle imza attığımız bir rakam. Bununla ilgili emeği olanlara teşekkür ederim. Özellikle basın mensupları bu konuyu ülke gündemine iyi taşıdı. Özellikle bu kentte bulunan gazetecilere, gazete sahiplerine ve toplumun tüm kesimlerine özellikle teşekkür borcum var. Kamuoyunun en azından yüzde 80’inin memnun olduğu bir rakam oldu.”

İzmir’de İzban’da işçilerin grevinin sürdüğünü anımsatan ATALAY, 2019 yılında bu grevin bitmesini arzu ettiğini belirtti.

Grevin 21’inci gününde olduğunu, iki gün önce 350 işçinin yanına gittiğini aktaran ATALAY, “Günde 350 bin yolcu taşıyor arkadaşlarımız. Ortalama ücretleri 2 bin 200 lira civarında. Bununla ilgili inşallah taleplerini karşılayacak bir ücret olur. Önemli işlerden birisi de o.” değerlendirmesinde bulundu.

4 Aralık ta Kopenhag ta Dünya Sendikalarının genel kurulu vardı. Genel Kurulda Amerika’nın terör örgütlerine silah verdiğini, KAŞIKÇI cinayetini , Türkiye’deki çalışma hayatındaki sıkıntıları, problemleri konuştum. Türkiye’den altı delege vardı üç bayan üç erkek. Bizim bağlı olduğumuz sendikanın dünyada 207 milyon üyesi olan 162 ülkede örgütlü olduğu 330 sendikasıyla devasa bir kurum. Kopenhag’da 137’ye yakın ülke 1700’e yakın sendikacı vardı. Salı günü bir konuşma yaptık. Çalışma hayatıyla ilgili konuları anlattık. Terör örgütlerine tır dolusu silah veren ülkeleri anlattık. Irak’ı, Suriye’yi anlattık. Göçmenlere ev sahipliği yaptığımızı anlattık. Kaşıkçı’nın unutulmaması gerektiğini anlattık. Anlatırken de en son da belli bir noktaya geldik. Bizim şimdi sendikaların gündeminde asgari ücret var, emeklilikte yaşa takılanlar var, taşeronların sorunları var, kadroya geçemeyen kit’lerin sorunu var. Kadroya geçip te 4+4 alanların sorunları var. İş kazaları var. Bunların tamamını orada anlattık. En son da dedim ki Avrupalılara sabah akşam benim ülkemi kötülemeye devam ediyorsunuz. Kötülediğiniz ülkeye 42 milyon turist geldi. Dünya küçük bir kutup oldu, insan haklarını önümüze almamız gerektiğini ifade ettik. Ertesi sabah Türkiye’ye geldik.

Komisyona katılan bayan kardeşimizi kamuoyuna tanıttık. Basın mensuplarıyla simit yedik çay içtik. Bu esnada basın mensupları parlamento ile ilgili sorular sordular. İşçi ağırlıklı meseleler konuştuk. İş öyle bir noktaya geldi ki gazetecinin biri sordu asgari ücretle ilgili talebiniz ne, eylül ayında Malatya’da dedim ki asgari ücret 1600TL, alım gücümüz yüzde kırk aşağıya düştü. Şunu 2000 TLye çekelim aralık ayında da 2000 TL üzerinden konuşalım. 2000 TL lafı taraflı tarafsız herkesin kafasına yattı. Ama 35 kuruluşun dışında özel sektör buna uymadı.

Aynı toplantıda gazetecilerden biri bize Fransa’da olaylar var. Benzin zammı vardı hükümet geriye çekti? Ne düşünüyorsunuz?

Bende cevaben: Üç gün sonra bizim ülkemizde de bunla ilgili ne göreceğimizi ne kadar gideceğini görürüz görmez miyiz bize bağlı dedim. İki üç gündür TV’de sosyal medyada “bize bağlı”  ifadesi üzerinden işçileri sokağa indirme tehdidi yorumları yapıldı. Hayretle izliyorum ben 63 yaşındayım. Büyük harflerle vurguluyorum altını çizerek. “Bize bağlı” ifadesi işçisi, işvereni, muhalefeti, iktidarı, sivil toplum örgütleri ve bütün kurumlarıyla Türkiye’yi ifade ettim. Maalesef sosyal adaleti ve milletimizin refahını sağlayabildiğimiz sürece bütün zorlukların üzerinden geleceğimizi belirtmek istedim.

Geçmişte bunun bir sürü örnekleri oldu. Konumuzun asgari ücret olduğu ortamda bunla ilgili yoğun çalışma içindeyken bu tür yayınları kamuoyunda farklı bir algı oluşturmak gayretiyle yaymak insafsızlıktır. 

Ergün ATALAY olarak, 28 Şubat’ta, 27 Nisan e-muhtırada, 15 Temmuz’da demokrasiden yana oldum. Özellikle kamuoyuna buradan söylüyorum. 28 Şubat olmasaydı ben bu makamda olmazdım. 27 Nisan bildirisine karşı ilk açıklama yapan kurum TÜRK-İŞ’tir. 15 Temmuz gecesi Sakarya kent meydanında 50 bin kişiye, gece konuşan TÜRK-İŞ Başkanı Ergün ATALAY’dır. Aynı ifadem şuydu; biz bir milyonluk bir aileyiz, bu bir darbe değil işgal girişimi. Buradan TÜRK-İŞ’in ailelerine sesleniyorum herkes sokağa, bayraklarını alacak, çıkacak. O saatte Çin’de olanlar, ülke dışında olanlar konuşuyor biz konuşmuyoruz.

TÜRK-İŞ bütün dönemlerde duruşunu en iyi şekilde tuttu. Daha fazlasını arayanlar internete girsinler 15 Temmuzdaki haykırışımızı izlesinler.

Kurulduğumuz günden beri Türkiye’den, devletinden, emekçiden, mazlumdan ve mağdurdan yanayız. Seçilmiş meşru hükümetlerden yanayız, kim haklıysa ondan yanayız. Milletin ve Milli iradenin yanındayız. Bu tavrımız dün de böyleydi yarın da böyle olmaya devam edecek. Ölene kadar demokrasiden yana olmaya devam edeceğim. Bizim sırtımızda ne sarı, nede kırmızı yelekler olur. Bizim sırtımızda işçinin tulumu var. Haklı olduğumuz meselede sorunlarımızı söyleyeceğim, tenkit edeceğim,  ülkeyi yönetenlere çalışanların sorunlarını aktarmaya devam edeceğim.

Daha sonra yapılan seçimler sonucunda;

Yönetim kurulu: Cemal Yaman (Başkan), Muammer Güneş (Genel sekreter), Hilmi Gültekin (Mali sekreter), Aydın Akaltın, Kaan Mete seçildiler

Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay’dan İzban İşçilerine Ziyaret

İzmir Banliyö Sistemi’nde işçilerinin grevinin 18’inci gününde TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay işçilere destek ziyaretinde bulundu.
İzmir’de İZBAN grevinde hareketli günler yaşanırken, TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay işçileri ziyaret ederek açıklamalarda bulundu.
Grev sürecinin en başından beri İzmir’de olmayı dilediğini ama asgari ücret görüşmeleri nedeniyle bunu yapamadığını belirten Ergün Atalay, “Burası bizim iş yerimiz. Burası bizim evimiz sizinde eviniz. Grev en son kullanılacak sistem ve bir kural. Sendikacıların ve işçilerin en son kullanmak istediği tek çıkar yol. Grev başlangıç aşamasında kamuoyundan baya takip ettiniz. Ben işçiyim. İşçilerin başkanıyım. Ben Demiryol-İş’in başkanıyım. Türk-İş’in başkanıyım. Biz bir milyonluk aileyiz. Topladığımız zaman çoluğumuzla çocuğumuzla dört milyonuz. Şimdi 18 gündür burada olanları yakınen biliyorum. Siz burada 18 gündür ücret almadan, sigortasıdır vergisidir. Ne getiriyor ne götürüyor hepsini siz biliyorsunuz. İzmir halkı bundan rahatsız oluyor, sıkıntı çekiyor. Onu da ben biliyorum. Sizde biliyorsunuz. Bizim burada keyiflen yaptığımız bir iş olmadığını söylemek istiyorum” şeklinde konuştu.
“417 lira davulla zurnalık bir ücret değil”
İşçinin, yoksulun, emeklinin başkanı olduğunu ve bunun için hata yapmamaya gayret sarf ettiğini söyleyen Atalay, “Bizim burada bin 950 lira ücret alan arkadaşımız var. Ortalama bizim ücretimiz 2 bin 300 lira. Bizim bu arkadaşlarımız günde 300 bin yolcu taşıyor. Hepsi üniversite mezunu. Asgari ücrette geldiğimiz nokta ortada. 2 bin 20 lira noktasına geldik. Asgari ücret 98 günlük süren bir süreçti. Bize demediklerini bırakmadılar. Sendikacı, seminer yapar, panel yapar, eylem yapar, grev yapar. Bunları yaparken hiçbir yeri dökmeden kırmadan bunu yapar. Ben aynen bu örneği verdiğim zaman dediler bu milleti sokağa döküyor. Ben derdimi kime anlatacağım. Ben derdimi ülkeyi yönetenlere anlatacağım. Meclise anlatacağım. Bakanlığa anlatacağım. Çıkamıyorsam kime anlatacağım. Çıkamıyorsam size geleceğim. Asgari ücrette bu süper bir ücret mi değil. 417 lira davulla zurnalık bir ücret değil ama bunu altına keyifle imza atıyorum. Sebebini de anlatayım. Gece iş verenin talebi bin 850 liraydı. Kamuoyuna sorsak yüzde 80’ini bu ücreti alamazsın derdi bize. Bunun üstünde beklentisi olan var mıydı vardı. Ben işçinin, yoksulun, emeklinin başkanıyım. Onun için hata yapmamaya gayret sarf ediyorum” diye konuştu.
“Sizin istemediğiniz bir şeyin altına genel merkez imza atmaz”
İzmir’de olan grev süreci ile ilgili karar alma konusunda Türkiye‘de bir ilk yaşandığını ifade eden Atalay, “Sizler burada Türkiye’de olmayan değişik bir şey uyguluyorsunuz. Sendikalar sözleşmeleri genel merkezde yapardı. Burada sizler ortaklaşa yapıyorsunuz. Hüseyin size soruyor. O bize soruyor öyle gidiyor. Sizin istemediğiniz bir şeyin altına genel merkez imza atmaz. Hüseyin imza atmaz. Ben imza atmam” dedi.
İşveren ile sendikanın talep ettiği ücret konusunda dokuz puanlık bir fark olduğunu dile getiren Atalay, “Bu mesele bir an evvel biterse. Biz bundan mutlu oluruz. Siz mutlu olursunuz. İzmir halkı mutlu olur.
Gündüz burada insanlar sıkıntı çekiyorsa, sizin neler çektiğinizi biliyorum. O sıkıntı çekenler kimler ? Sizin aileniz çekiyor. Komşunuz çekiyor. Çoluğunuz çocuğunuz çekiyor. Ama bunlar ilgili aklı selim galip gelir. Belli bir noktada buluşulur. Meseleyi çözeriz. Belediye başkanımızla konuştum. Belediye başkanının bana ifadesi “Yüzde 26 siz asgari ücrette imzaladınız. Bende yüzde 26’ya çekiyorum. Onun üstüne bir şey verme imkanım yok.” Önümüzdeki günlerde bana ihtiyacı olursa gelirim gitmemde bir yere yeter ki mesele hallolsun. Ama arada onların verdiğiyle bizim istediğimiz arasında dokuz puana yakın fark var. Bu buradaki arkadaşların haklı talebi. Bizim şubemizin haklı talebi. Bende buna uymak durumundayım. Ama bir puan olur iki puan olur. Belli bir yere getirirdik ama öyle bir durum yok ortada. Bunun bedelini İzmir halkı ödüyor. Benim burada ki arkadaşlarım ödüyor”
“Milletvekilinin ve partinin sendikası olmaz”
Asgari ücret sürecinde kendisi yapılan eleştirilere ve hakkında suç duyurusu bulunulmasına değinen Atalay sözlerini şöyle sürdürdü: Asgari ücret sürecinde birisi bize suç duyurusunda bulundu. Niye ben asgari ücretin artmasını söylemişim. Milleti tahrik ediyormuşum. Bunu yapan sendikacılar. Bunların adı şimdi sendika mı? Asgari ücret görüşmeleri bitti. Adam bildiri yayınlıyor, hükümete teşekkür ediyor. Diyor ki cumhurbaşkanımıza teşekkür ederiz. Başta da bizi kötülüyor bu ücret az diyor. İmkan olsa gel bir kere yap bakalım. Görelim ne olacak. Sizin yaptıklarınız ortada sendikacı belediyenin sendika olmaz. Milletvekilinin sendikası olmaz. Partinin sendikası olmaz. Sendika işçinin olur. Sendika garibin olur. Bunun adı sendika olur öbürleri olmaz. Maalesef bizim ülkemizde bunlar varlığını devam ettiriyor. Bakalım daha ne kadar devam ettirecekler.”

İstanbul Şubemizin 11. Olağan Genel Kurulu 23 Aralık 2018 tarihinde, gerçekleştirildi

İstanbul  Şubemizin 11. Olağan Genel Kurulu 23 Aralık 2018 tarihinde, gerçekleştirildi. Genel Kurula  Genel Merkez Yöneticilerimizin yanısıra, Adapazarı, Afyonkarahisar, Ankara, Erzurum, Eskişehir, Haydarpaşa, İstanbul,Kayseri, Konya, Malatya ve Sivas Şubelerimizin Başkan ve Yöneticileri, TÜRK-İŞ’e bağlı şubelerin başkanları ve çok sayıda davetli katıldı.

Genel Kurul Divan Başkanlığını Genel Sekreter Hüseyin Kaya, Yardımcılıklarını Adapazarı Şube Başkanı Cemal Yaman , Afyon Şube Başkanı Muharrem Uslu, Katip üyeliklerini ise Mesut Şahin Tutan ve Yalçın Laloğlu’nun yaptığı Divan Heyeti yönetti.

Genel Kurulunun açılış konuşmasını yapan Şube Başkanı Kaçar, yaşamlarını ücretleriyle kazananların, hayat standartlarında önemli oranda düşüşler yaşandığını ifade ederek; “Yaşanan süreçte on binlerce kişi işini kaybederken, sendikalı işçiler dışında ücretlerin oldukça düşük olduğunu görüyoruz. Türkiye’de önemli bir kesimin ücreti, asgari ücret veya bu düzeyin altındadır. Enflasyonun kağıt üzerinde yavaşlamış olması ve sürdürülebilir bir büyümenin varlığı, çarkları döndüren emekçilerin, iş bekleyen milyonların durumunda bir iyileşme sağlamamıştır. Büyüme ve enflasyondaki yavaşlamanın faturasıysa çalışan kesime çıkarılmak istenmektedir. Çeşitli ekonomik kararlarla işten çıkartmalar artmış ve işten çıkarılanlarsa yeniden iş bulamamaktadır”dedi.

Bugün Türkiye’de yaşayan her bir insanın, tükettiği malın yüzde 70’ine kadar “dolaylı vergi” ödediğine dikkat çeken Kaçar, ekonomideki kötü gidişatın faturasının kendilerine kesilmesini de asla kabul etmeyeceklerinin altını çizdi.

Kaçar, “Büyüyen gelir adaletsizliği ve işsizlik ucuz işçilik ve durmadan çoğalan yedek işsizler ordusunu üretmekte, kamu işletmelerinin özelleştirilmesi ve sendikal örgütlenmenin engellenmek istenmesi üzerinde önemle durulması gereken sorunlar olmakla birlikte çalışma yaşamının da öncelikli gündemini oluşturan sorunlardır. Türkiye, OECD verilerine bakıldığında en fazla vergiyi ödeyen işçi sınıfına sahiptir. Bu nedenle çalışanların üzerindeki bu vergi ve hak kayıplarının kaldırılması hem ülke çalışma barışı hem de sosyal devlet olmanın bir gereğidir.

Sosyal Devlet anlayışının bir tarafa itilmesi ile birlikte bildiğiniz gibi kamuda çalışan işçi sayısının ne kadar azaldığı, Özel Sektör anlayışının ise örgütlenme karşısındaki acımasız tutumu hepinizin malumudur.” diye konuştu.

Çalışma Hayatı ile ilgili bilgiler aktardıktan sonra konuşmasını şöyle tamamladı:

“Şubemiz Genel Kurulunun bizlere, Türk işçi hareketin hayırlar getirmesini diler, saygılar sunarım.”

Daha sonra söz alan Şube Sekreteri Nuri Usta konuşmasında şunları söyledi;

“Sendikamızın çok değerli Genel Merkez Yöneticileri, Demiryol-İş Sendikasının değerli Şube Başkanları ve Yöneticileri, Mahalli Sendikalarımızın ve Sivil Toplum Örgütlerimizin değerli yöneticileri ve Basınımızın güzide temsilcileri,

Temsil etmekle gurur duyduğum Genel Kurulumuza katılan delege, kader ve dava arkadaşlarım, yetkili kurullarım adına hepinize hoş geldiniz diyor, Genel Kurulu saygı hürmetle selamlıyorum.

1996 yılında makinist olarak Metro İstanbul’da işe başladım. 2008 yılında işyeri temsilcisi oldum ve aynı yıl esenler atölyeye geçtim. 2010 yılında Baş temsilcilik görevi, 2015 yılı İstanbul Şube 10. Olağan Genel Kurulunda Mali Sekreter olarak seçildim, 2018 yılında da Şube Genel Sekreteri oldum.

Sendikal hayatıma başladığım dönemden buyana üyelerine her türlü sahip çıkan, temsilcilerini karar alma mekanizmasının içine katan, yalın, saydam bir yönetim anlayışı benimsedim.

Ben ve arkadaşlarım Her zaman işçi haklarını gözeterek ve her zaman onların yanında olduğumuzu hissettiren yönetim anlayışı içinde görevimizi yaptık. Görevde olduğumuz süre boyunca üyelerimizin hak ve menfaatlerini koruma noktasında her zaman üyemizin tarafında olduk. Bu yönetim anlayışıyla hareket ederek tüm emekçi kardeşlerimin görüş ve önerilerini çok kıymetli buluyorum. Yapılacak olan bu seçimin kazananı ve kaybedeni kesinlikle yoktur. Kazanan işçi ve emekçi kardeşlerimizdir. Devralacağımız bu bayrağı daha yukarı taşıyarak işçi kardeşlerimizin her zaman hakkını savunan bir Şube olacağımıza söz veriyorum. Kazanılmış haklarımızı korumak ve daha ileriye taşımak için, emeğin ve üyelerimizin her zaman yanında olmak için, Üyelerimizin sorunlarının çözümü için sizlerin teveccühü ile Şube Başkanlığına aday olduğumu açıklamaktan onur ve gurur duyuyorum..

Bu genel kurulda oluşacak yeni yönetim kurulumuzla üstleneceğimiz bu büyük emanetin hakkını vermek için,

Haklarımıza sahip çıkacağız.

Haklarımızı korumak ve geliştirmek için mücadele edeceğiz.

Bunları sizlerle birlikte yapacağız

Sizlerden aldığımız güç ile yapacağız.

Artık dün olanları bırakacak, geleceğe bakacağız.

İşte biz bu söylediklerimizi her zaman olduğu gibi sizden aldığımız güç ve destek ile yapacağız.

Hep birlikte olacağız…

Beraber olacağız…

Güçlü olacağız…

Kongrede kurullara seçilecek olan arkadaşlarıma başarılar diliyor, görevlerini devreden arkadaşlarımıza da sağlık ve mutluluklar temenni ediyorum.

Bu salona gelerek işçi arkadaşlarımızı temsil eden siz değerli delege kardeşlerime ve ağabeylerime, Bu mutlu günümüzde genel kurulumuza iştirak eden misafirlerimize dostlarımıza şükranlarımı sunuyor, bu genel kurulun camiamıza Türkiye İşçi Hareketine, ülkemize hayırlar getirmesini yüce rabbimden diliyor,

Sizleri ve tüm misafirlerimizi

Sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

ALLAH’a emanet olunuz.

Genel kurul sonunda yapılan seçimlerde Şube Başkanlığına Nuri Usta, Şube Sekreterliğine Halil İbrahim Usta, Şube Mali Sekreterliğine Oğuz Çelen seçildi.

 

2019 YILI ASGARİ ÜCRET AÇIKLANDI

İşçi, işveren ve hükümet temsilcilerinden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 2019’da geçerli olacak asgari ücreti belirlemek üzere saat 10:00’da Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’ nda toplandı.

Bu toplantıda ilk kez asgari ücretli bir işçi de yer aldı. Yalova Üniversitesinde güvenlik görevlisi olarak çalışan Güvenlik-İş Sendikamız üyesi Gülden Görmez ve Genel Başkanımız Ömer Çağırıcı Asgari Ücret Tespit Komisyonunda Türk-İş heyetinde yer aldı.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk tarafından yapılan açıklamaya göre 2019 yılında asgari ücret, yüzde 26.05 artışla net 2020 lira oldu.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu’ nun işçi-işveren-devlet kesimi temsilcilerinin oy birliğiyle, 2019 yılından itibaren geçerli olacak asgari ücret belirlenmiştir.

TÜRK-İŞ’İ ZİYARETİM YAŞANANLARA KARŞI BİR CEVAPTIR

TBMM Başkanı Binali YILDIRIM, 11 Aralık 2018 Salı günü Genel Başkanı Ergün ATALAY’ı makamında ziyaret etti.

Yıldırım, TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün ATALAY’ı makamında ziyaret ettikten sonra basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Asgari ücret görüşmeleri vesilesiyle son günlerde TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün ATALAY’a yöneltilen birtakım haksız ifadelerin söz konusu olduğunu belirten Yıldırım, şunları söyledi:

“Biz Ergün ATALAY’ı iyi biliriz. Ergün ATALAY, Türkiye’de emeğin, alın terin temsilcisi olan en köklü sendikasının genel başkanı olmasının ötesinde, geçmişiyle pırıl pırıl bir insandır. Dolayısıyla hiçbir şekilde memleketin ve milletin geleceğine yönelik yanlış hareketin içerisinde olmamıştır, bundan sonra olmasını kimse beklemesin. Biz, Ergün Bey ve arkadaşlarını 30 yıldır tanırız. Her zaman sağduyunun yanında olmuş, mesele memleket olunca, mesele millet olunca ‘gerisi teferruat’ diyerek en önce adım atmış, yola çıkmış bir kardeşimizdir. Dolayısıyla Türk işçi hareketinin, emeğin en büyük örgütü TÜRK-İŞ’in, TÜRK-İŞ Genel Başkanı’nın saçma sapan haberlerle yıpratılmasına asla gönlümüz razı gelmez. Bugün bu ziyaret, Meclis Başkanı sıfatımla hem bir iadei ziyaret hem de bu son günlerde yaşananlara karşı bir cevaptır.”

Ergün Atalay’ın Danimarka’da düzenlenen ve 240 milyonun üzerinde çalışanın temsil edildiği, çalışma hayatının en büyük organizasyonlarından Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu Kongresi’ne katıldığını anımsatan Yıldırım, ATALAY’ın burada yaptığı konuşmada, Türkiye’ye yönelik tehditleri açık seçik ortaya koyduğunu vurguladı. Yıldırım, “ATALAY, DEAŞ’ı, PKK’sı, PYD’si ve Suriye’de yaşanan iç savaş nedeniyle ülkemizin ne kadar büyük bir yük altında olduğunu ve ülkemizi, birliğimiz, beraberliğimizi, kardeşliğimizi, huzurumuzu bozmaya çalışanlara yönelik ne kadar dikkatli olmamız gerektiğini çok veciz bir şekilde ortaya koymuştur.” ifadelerini kullandı.
– “TÜRK-İŞ Emek örgütlerinin sigortasıdır”

Yıldırım, TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün ATALAY ve arkadaşlarını haksız, mesnetsiz, akla izana uymayan meselelerle isnat etmenin fevkalade yanlış olduğunu ifade ederek, “Asla bunu kabul etmemiz mümkün değildir. TÜRK-İŞ, aynen durduğu yerde, çizgisinde, geçmişte olduğu gibi gelecekte de devam edecek ve bu ülkeyi gayrimeşru yollardan ülkenin huzurunu bozmaya çalışanlara karşı emek örgütlerinin sigortasıdır. Bu görevini sürdürmeye de devam edecektir.” dedi.

Rize Emniyet Müdürü Altuğ Verdi’nin şehit edilmesine de değinen Yıldırım, şunları söyledi:
“Benim de yakın korumalığımı yapan Rize Emniyet Müdürü Altuğ Verdi, maalesef bir polis memurunun saldırısı sonucu hayatını kaybetti. Yaralanan görev arkadaşları var. Emniyet Müdürümüze Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılara da Allah’tan şifa diliyorum.”

 

STK’LARDAN ATALAY’A DESTEK ZİYARETİ

 

TOBB, TİSK, TESK, KAMU-SEN heyeti, 11 Aralık 2018 Salı günü TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün ATALAY’ı ziyaret etti.

Heyet sonrasında bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Heyet adına açıklamayı TOBB Başkanı Rifat HİSARCIKLIOĞLU gerçekleştirdi. HİSARCIKLIOĞLU’nun açıklaması şu şekildedir;

“Bugün burada TİSK, TESK, TÜRKİYE KAMU-SEN ve TOBB olarak özellikle son günlerde TÜRK-İŞ Başkanımız Ergün ATALAY hakkındaki tartışmalarla ilgili ziyarete geldik.

TÜRK-İŞ Başkanımız Ergün ATALAY, hepimizin bildiği gibi demokrasiye, devletine, ülkesine ve milletine bağlı, olaylara Türkiye penceresinden bakan, istikrarın yanında olan, yerli ve milli düşünceye sahip değerimizdir kendisi.

15 Temmuz’daki duruşu da hepimizin malumudur ve bütün kamuoyu da biliyor. Son günlerdeki yapılan bu tartışmalar, özellikle sayın Ergün ATALAY’a yapışmaz, yapışmayacağını da çok iyi biliyoruz.

Bu konunun da burada son bulmasını temenni ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.”

– See more at: http://turkis.org.tr/STKLARDAN-ATALAYA-DESTEK-ZIYARETI-d148746#sthash.OxN7UPzL.dpuf