DEMİRYOL-İŞ YÖNETİM KURULU “Çanakkale Zaferi Yıl Dönümünü Kutlama ve 18 Mart Şehitleri Anma Günü ” Mesajı yayınladı.

18-mart


DEMİRYOL-İŞ YÖNETİM KURULU “Çanakkale Zaferi Yıl Dönümünü Kutlama ve 18 Mart Şehitleri Anma Günü ” Mesajı yayınladı.

Yönetim Kurulu mesajında şunları kaydetti:

“Türk Tarihine altın harflerle yazılan Çanakkale Zaferi’nin Yıldönümü ve Şehitler Günü’nde; Çanakkale savunması ile Türk Milleti’nin en büyük destanlarından birini, kanlarını dökerek tarihe yazan, topraklarımızı kanlarıyla yoğuran tüm kahramanlarımızı minnet, şükran ve rahmetle anıyoruz.

Çanakkale Zaferi’nin yıldönümünü kutlarken, bu zaferin bugünün Türkiye’sine ve dünyasına verdiği mesajları doğru anlamak ve anlatmak en önemli sorumluluğumuzdur.Çanakkale; milletimizin ortak inancının zaferidir.
Çanakkale; her çeşit maddi yokluğa rağmen, ne olursa olsun bağımsızlığımızdan vazgeçmeyeceğimizin dünyaya ilanıdır.
Üzerinde yaşadığımız bu topraklar, altında yatan binlerce şehidimizin bizlere emanetidir. Yüce milletimiz en çetin zorlukları, birlik, beraberlik ve kardeşlikle aşmıştır.

Malatyalıyla İzmirliyi; Sivaslıyla Edirneliyi buluşturan; yan yana şehit düşüren bu kardeşlik ruhumuzdur, vatana olan sevdamızdır.

Biz, bu topraklarda bin yılı aşkın süredir kardeşlik hukukuyla yaşamış ve bu coğrafya için olduğu kadar, tüm dünya için de barış ve kardeşliği öncelikli tutmuş bir milletiz.
Tüm Türkiye dün olduğu gibi bugün de “bir ve beraberiz”. Çanakkale’yi Çanakkale yapan değerlere sahip çıktığımız sürece hiç bir güç milletimizin birliği ve bağımsızlığı konusundaki iradesini kıramayacaktır.
Bu duygularla, Çanakkale Zaferi’nin yıldönümünü kutluyor; bugünlere ulaşmamızı sağlayan başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, vatanın bölünmez bütünlüğü ve Türk milletinin huzur ve güvenliği için hayatlarını feda etmekten çekinmeyen aziz şehitlerimizi minnet ve saygıyla anıyoruz.”

“8 Mart Dünya Kadınlar Günü” vesilesiyle Demiryol-İş Yönetim kurulu kutlama mesajı yayınladı…

8 Mart Dünya Kadınlar Günü” vesilesiyle Demiryol-İş Yönetim Kurulu aşağıda sunulan kutlama mesajını yayınladı. Mesaj’da şu görüşlere yer verildi;


 

“ Varlıklarıyla hayatın her alanında fedakârlığı, üretkenliği ve duyarlılığı temsil eden kadınlarımız, sonsuz sevgi ve hoşgörüyle yetiştirdikleri nesillerle de geleceğimizin şekillendirilmesinde önemli rol oynamaktadırlar.
Kurtuluş Savaşında, Çanakkale Savaşında ve toplumun en sıkıntılı dönemlerinde; fedakar, cefakar Türk kadınları toplumun yeniden dirilmesine, canlanmasına çok büyük katkı sağlamışlardır.
Toplumun dinamik değerlerini elinde tutan kadınlarımız toplumun şekillenmesinde de büyük rol üstlenmelerinden dolayı yılda bir kez 8 Mart Dünya Kadınlar Gününde değil her daim baş tacıdırlar. Kadınlarımız iş hayatındaki başarıları kadar yetiştirdikleri nesillerle de ülkenin geleceği konusunda herkesten daha çok katkıda bulunmaktadır. Bu nedenle kadınlarımıza ne kadar güzel fırsatlar sunabilirsek, toplum olarak o oranda güçleneceğimiz inancındayız.
Kadınlar toplumun en önemli dinamiğidir. Dünya’da barışın ve sevginin yaygınlaşmasında kadınların rolü çok büyük ve belirleyicidir, iyi eğitilmiş ve yetişmiş kadınlar nitelikli nüfusun devamlılığında büyük rol oynar. Unutulmamalıdır ki çocukların ilk eğitimcileri kadınlardır. Bilinçli kadınlar bilinçli nesillerin yetişmesindeki en önemli faktördür. İşte kadınlar aynı zamanda bu özelliklerinden dolayı demokrasinin yapı taşı durumundadırlar.
Kadınlarımızın her iş kolunda katılımlarının yükseldiği, başta şiddet, ayrımcılık ve fırsat eşitsizliği gibi önemli sorunlarının tamamıyla çözüldüğü, mutlu aile, mutlu yuva ve mutlu toplum dileğiyle tüm kadınlarımızın ”8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü” kutluyor, sevgi ve saygılarımızı sunuyoruz.”

2019-2021 dönemi için bağıtlanacak Kamu Kesimi Toplu İş Sözleşmeleri hazırlık toplantısı 06.02.2019 tarihinde TÜRK-İŞ Genel Merkezinde gerçekleştirildi.

Kamu Kesimi Toplu İş Sözleşmeleri Koordinasyon Kurulu’ üyesi sendika Genel Başkanları ve TÜRK-İŞ Yönetim Kurulu üyeleri, süresi 2019 yılında sona erecek Kamu Kesimi Toplu İş Sözleşmelerini değerlendirilmek üzere TÜRK-İŞ Genel Merkezi’nde toplandı

Sakarya’daki 1’inci Ana Bakım Fabrikası’nın (Tank Palet Fabrikası) özelleştirilmesine karşı bugün,Türk İş Konfederasyonu ve Harb-İş Sendikası ortaklaşa miting düzenledi


Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, “ Memleket isterim” şiiri ile konuşmasına başladı.
“Vur vur inlesin Ankara dinlesin” sloganları ile şiiri sık sık kesilen Atalay, “Türkiye’nin doğusundan, batısına, güneyinden, kuzeyine binlerce Türk-İş üyesi bu alana geldi. Türkiye bu alanda, hoş geldiniz sefalar getirdiniz” sözleriyle , meydanı dolduran on binleri selamladı. “Sakarya seninle gurur duyuyor” sloganları meydanı inletti.

“BU DEVLETİN EMRİNDEYİM DEDİM”
Ben işçiyim sözleri ile konuşmasına devam eden Atalay; “Bulunduğunuz bu alanda bundan 50 yıl önce ayağında lastik ayakkabı ile dolaşan Recai’nin oğluyum ben. 15 Temmuz sonrası bu alanda 70 bin kişiye Türk-İş adına seslenmiş, Türk- İş 1 milyon işçisi, 4 milyon ailesi ile bu devletin , bu ülkenin emrinde demiştim.

“BAS BAS BAĞIRIYORUZ DUYMAMAZLIKTAN GELİYORLAR”
Değeli dostlar 15 Temmuz’ da da, 28 Şubat’ta da Türk-İş daima demokrasinin yanında oldu. 12 ay çalışıyoruz, 11 ay maaş alıyoruz. EYT ilgili sıkıntımız var, bas bas bağırıyoruz duymamazlıktan geliyorlar. 85 bin taşerondan geçmeyen arkadaşlarımız var. Devletin bütün kademeleri söz verdi hala tık yok. Sabırla sabırla neticeyi bekliyoruz.

PEŞKEŞE HAYIR
Bundan 1 ay evel ayın 19 Aralık’ta bir resmi gazete yayınladı. Tank Palet’in özelleştirmeye açılacağı yer aldı. Diyorlar ki bunun adı özelleştirme değil. Özelleştirme değil de nedir? Anlayan varsa biri anlatsın” diye sordu.

HARB-İŞ’İN EMRİNDE
“Bizden ne istiyorsanız Türk-İş üyesi 1 milyon işçi Harb-İş Sendikası’nın emrinde” diyen Atalay, “Kafası ile vucudu ile emrinde.Bu fabrika Milli Savunma Bakanlığı’nın emrinde kalsın. TC Devletinin emrinde kalsın. Tek kalemiz bu. Harb iş işçisi milli savunma bakanlığının personeli olsun.

“PATRON BİZ OLALIM”
Biz Altay Tankı’nın en güzelini bu fabrikada yaparız. Özel sektör niye gelsin. Biz patron olalım onlar bizim yanımızda çalışsınlar ‘Savunma millidir, milli kalmalı’ Yabancı sermayeye karşı değiliz, Almanya tankı verdi, paleti vermedi. Amerika uçağı verdi, pervaneyi vermedi. Kafanızı kaldırın dünyaya bir bakın. Amerika, Rusya, Çin güç gösteriyor. Savunma sanayide gücü olanlar güç gösterir. Biz ne zaman savunma sanayinde yüzde yüz milli olursak o zaman güçlü oluruz. Özelleştirme ile güçlü olunmaz” dedi.

BAĞIMSIZ Sakarya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa KAŞKAŞ Mitinge destek verdi

“BU YOL YANLIŞ YOL”
Atalay, “Bu alana Türkiye’nin dört bir köşesinden gelen kardeşlerim , bu karda kışta köfte yemeye gelmedi. Buradan haykırmaya geldiler. ‘Bu yol yanlış, bu yoldan vazgeçin’ diye. Türkiye’nin sesine kulak verin, yarın çok geç olur” şeklinde uyarıda bulundu.

“UYUMO NUMARASI YAPIYORLAR”
“Uyuyanı uyandırırsınız ama uyuma numarası yapanı uyandıramazsınız” sözleri ile konuşmasına devam eden Atalay, siyasilere ve sesini çıkarmayan sendikacılara seslendi; “Uyuma numarası yapan siyasetçiler, sendikacılar var. Onları uyandırmak için kulaklarına su kaçıralım. Benim bu ülkeye borcum var. Benim bu işçilere borcum var, benim bu alanda olanlara borcum var, benim Sakaryalılar’a borcum var, benim aileme borcum var.

MİLLİ BİR MÜCADELE
Bugün buradaki mücadelemiz, vatana sahip çıkma, millete sahip çıkma mücadelesi. Bu mücadele milli bir mücadeledir” dedi.

Genel Başkanımız Ergün Atalay Sivas Şubemizin üyeleriyle bir araya gelerek çalışma hayatına dair bildiler verdi…. 

Genel Başkanımız Ergün Atalay Sivas Şubemizin üyeleriyle bir araya gelerek çalışma hayatına dair bildiler verdi….
ATALAY, KİT’lerde çalışan taşeron işçilerin gündemlerinde olduğunu, bu hafta başkanlar kurulunda sorunların masaya yatıralacağını belirtti.
Taşeron işçilerin sorunlarıı dinleyen Atalay şunları söyledi:

“Bu böyle gitmeyecektir .Enflasyon zammı çıkacaktır. 4+4 ile böyle devam etmez. Sizlerin toplu iş sözleşmesine dahil edilmeniz sorunları çözer. Ay sonu toplu iş sözleşmesi için komisyonlar oluşturulacaktır. Kadro alamayan personel belediye çalışanları mağdurdur, mücadele devem edilecektir.TYP büyük sorun olacaktır.
Bizim yerimiz hep işçinin yanı olmuştur” dedi.

Demiryol-İş Sendikası Adapazarı Şubesinin 11.Olağan Genel Kurulu Serdivan Belediyesi Konferans Salonu’nda 12 Ocak 2018 tarihinde yapıldı. Cemal Yaman güven tazeledi.

Divan Başkanlığını Sendikamız Genel Sekreteri Hüseyin Kaya, Yardımcılıklarını Sivas Şube Başkanı Murat Kütük, Afyonkarahisar Şube Başkanı Muharrem Uslu, İstanbul Şube Başkanı Nuri Usta, Katip üyeliklerini ise Delegelerden Şerif Alpaslan Balaban,Ceyhun Akar’ın yaptığı Genel Kurula Türk-İş Genel Başkanı Ergun Atalay, Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu, CHP Milletvekili Engin Özkoç, İyi Parti Milletvekili Ümit Dikbayır, BURULAŞ Genel Müdürü  Mehmet Kürşat Çapar, SAÜRektörü  Prof. Dr. Fatih Savaşan, TÜVASAŞ Yetkilileri, Sivil Toplum Örgütlerinin  il başkan ve yöneticileri, Şubelerimizin Başkan ve yöneticileri ile sendika üyeleri katıldı.

Şube Başkanı Cemal Yaman Çalışma Hayatına istinaden yaptığı konuşmada özelleştirilen tank palet fabrikası ile ilgili şunları söyledi:“Önceliğimiz işçimizin haklarının korunması ancak bu sefer önceliğimiz milli değerimizin yok olmaması. Bin 800 dönümlük bir alanı var fabrikanın. 80’li yıllardan sonra bir özelleştirme furyası başladı. Siyasi iktidarlar sata sata bitiremediler devletin kurumlarını. Türk Telekom özelleşti vatandaş hizmet alamıyor” dedi


Tank Palet fabrikasının ülkenin gururu olduğuna vurgu yapan Cemal Yaman “36 kilometreyi vuran obüslerin üretildiği fabrikayı Yüzde 49.9 Katar Ordusuna ait bir şirkete kiralamak millileşmek değildir. Milli olan kendi işçimiz, mühendisimizin ürettiği obüstür. Milli Savunmayı güçlendirmek istiyorsak fabrikamıza sahip çıkacağız. Yasal haklara dokunmayacağız, kazanılmış haklara dokunmayacağız diyorlar ama Türkiye Elektrik Kurumu’nda da dokundular, TEİAŞ’da dokundular, PTT’de de dokundular, Şeker’de de dokundular, her tarafta dokundular’ dedi. Yaman, “Resmi bir açıklama olmasa da Ethem Sancak’ın bir yerde yapmış olduğu konuşmadan anladığımız kadarıyla yüzde 49’u Katar’ın ordusuna veriliyor bunun. Yüzde 25’i Ethem Sancak’a veriliyor, yüzde 24’ü de başka bir sivil kişiye veriliyor. Bunun da kim olduğunu bilmiyoruz” diye konuştu.. Bu bilgilerin kamuoyu ile paylaşılması gerektiğini belirten Yaman, işletme hakkı süresi için tanınan 25 yılın uzun bir zaman olduğunu belirterek, “ 25 yıl sonra tekrar bir 25 yıl daha uzatılmayacağının garantisi yok. Sakarya’ya yazık olur’ ifadelerini kullandı. Yaman, Altay tankının üretimiyle ilgili de ‘Katar olsun, Ethem Sancak olsun herhangi bir yerde tank yapmışlığı mı var? Tankın paletlerini zaten bu fabrika yapıyor, motoru zaten bir yerden gelecek dolayısıyla burada bunu en iyi şekilde yapacak olan burada ki işçi ve mühendislerdir bunlara neden imkan verilmiyor?’ diye sordu. Yaman, Türkiye genelinde Türk-İş’ e bağlı bütün sendikaların imza kampanyasına iş yerlerinde devam ettiği ve yaklaşık 1 milyon imza’ toplanmasını öngördüklerini belirtti.

Cemal Yaman’ın konuşmaları salonu dolduran işçiler tarafından sık sık sloganlarla kesildi. İşçiler “Tank Palet kalemiz. Kalemizi vermeyiz” diyerek özelleştirmeye karşı çıktı.

Daha sonra söz alan Genel Başkanımız Ergün Atalay Şunları söyledi:

“Büyükşehir belediyemizin kıymetli başkanı, değerli dostum, değerli kardeşim, değerli CHP Grup Başkan Vekili Engin Kardeşim, İyi Partinin değerli milletvekili, uzun yıllar bize ağabeylik yapan Enver abim, Bursa’dan gelen değerli Genel Müdürümüz, TÜVASAŞ ta görev yapan değerli işçi kardeşlerimiz, Siyasi Partilerimizin değerli il başkanları, Demiryol-İş Sendikasının 13 vilayetten kongreye iştirak eden değerli kardeşlerim, değerli başkanlar, değerli yöneticiler, Sakarya’daki Sendikalarımızın değerli başkanları, değerli yöneticileri, Türk-İş te beraber görev yaptığımız değerli kardeşim, Koop-İş Sendikamızın değerli Genel Başkanı, Güvenlik- İş Sendikamızın değerli Genel Başkanı , Kızılay’ın değerli Genel Başkan Yardımcısı, Türk-İş Bölge Temsilcimiz, İzmit’ten gelen, Bursa’dan gelen, Gebze’den gelen, Bilecik’ten gelen kıymetli işçi arkadaşlarım, değerli dostlarım, değerli basın mensupları hoş geldiniz sefalar getirdiniz.

Bu salonda muhtarlar var, emekli ağabeylerimiz var, esnaflarımız var, amatör sporda görev yapan değerli başkanları var, değerli dostlar var, Sakarya’da kimi görmek istiyorsanız herkes bu salonda.

Değerli arkadaşlar, yılbaşı akşamı her yılbaşında olduğu gibi Türk-İş Başkanı olarak işçilerle birlikte oluyorum. Madende oluyoruz, karayollarında oluyoruz, Enerji işçileriyle beraber oluyoruz, bu sene de program yaptılar İstanbul’da deniz kurtarma ekibiyle beraber olacaktık ama maalesef 22 Aralık ta çıkan Tank Paletle ilgili karara istinaden Biz bu İstanbul programını bozalım Adapazarı’nda olmamız gerekiyor, tank palet kapısının dibindeki PTT işçileriyle beraber olduk. 25 senelik kiralama bunun adı kiralama falan değil bunun adı özelleştirme. Aradan 12 gün geçti bugün buradayız. Rabbim ömür verirse haftaya gar meydanında arkadaşlarımızın düzenlediği bir miting var. Ömrümüz yeterse sağlığımız sıhhatimiz iyi olursa , Allah nasip ederse orada olacağım. TÜRK-İŞ Başkanı  olarak üç haftadır Adapazarı’nda oluyoruz. Adapazarı’nda olmamız gerektiği için oluyoruz. Değerli arkadaşlar bu ülkede Enver ağabeyim anlattı. Özelleştirme hiç kimseye bir hayır falan getirmedi. Yaşıyorum, Türk-İş’in Mali sekreteriydim, SEKA’yı yaşadım. TÜRK-İŞ Başkanlığı yapıyorum. Şekeri yaşadım, yaşıyorum. Bugün de önümüzde tank paletle ilgili ucube bir karar var. Harb-İş Yöneticileri, buradaki şube başkanımız onların genel başkanı Adapazarlı olan Haldun kardeşimiz güçleri neye yetiyorsa, ellerinden geleni yapmaya gayret ediyorlar. Bu karar ayın 22 sinde çıktı. Sabah ben ulusal bir televizyon kanalında asgari ücretle ilgili bir program vardı. Sabah 8.00 de bizim görevlilere metni vermişler. Onlar İzmir’de faks çekmişler. Ayın 22 sinde özel bir kanalda dediler durum böyle böyle. Aradan geçen 20 günlük süre zarfında İzmir’de konuştum, İstanbul’da konuştum, Ankara’da konuştum. Bursa’da konuştum bu meselenin yanlış olduğunu anlattık. Milli Savunma Bakanıyla iki kere konuştuk, Cumhurbaşkanımızla konuştum. AK Parti Genel Başkan Yardımcılarıyla konuştum. Yani kim yetkiliyse, kim sorumluysa tamamına bu meseleyi anlattık. Bir bölümünü biliyorsunuz, bir bölümünü bilmiyorsunuz. Sendikalar hem mücadele edecek hem müzakere edecek. Şimdi gönlüm arzu eder burada Engin kardeşim elinden gelen gayreti samimice sarf ediyor, İyi Parti vekilimiz Sayın Dikbayır elinden gelen gayreti sarf ediyor samimice. Ama bu ikilinin içine iki kişiye daha ihtiyacımız var. Ali İhsan YAVUZ’ a ihtiyacımız var, Levent Bülbül’e ihtiyacımız var. Onlar da bu ikilinin yanında olacak. Değerli arkadaşlar şimdi konuşmak kolay Cemal kardeşim burada konuştu. Cemal burada olanları biliyor, bize aktarıyor. Diş benim dişim ağrıyor en yakın bana ne verir ağrı kesici verir. Sancıyı ben çekiyorum. Sancıyı siz çekiyorsunuz, beraber çekiyoruz.

Değerli arkadaşlar bir kişi kalırsa özelleştirmenin karşısında TÜRK-İŞ başkanı durması gerekiyor.

Değerli arkadaşlarım taşeronlarla ilgili sıkıntılar var. Taşeronda kadroya girmeyenlerle ilgili sıkıntılarımız var, emeklilikte yaşa takılanlar var, fırsat bulsalar getirecekler kıdem tazminatı var. kısacası 12 ay çalışıyoruz 11 aylık alıyoruz. Vergiye gidiyor.

Vagon Fabrikası vardı. Bilecik teki, Derince’de ki işyerlerimiz vardı. Ama şimdi devasa bir kurum oldu. Adapazarı Şubemiz. Bursa ‘da 2000 e yakın üyemiz var. 1000 e yakın Gebze İzmit’ten gelen kardeşlerimiz var.

Asgari Ücretle ilgili 1603 Liranın kabul edilebilir bir rakam olmadığını her ortamda anlattım Belki mükemmel olmadı ama son 30 yılın rakamsal olarak en iyi artışı oldu. İlk defa biz 1974 senesinden beri işçi, işveren ve hükümetle ortak imza attık. 417 lira tabanda bir zam geldi. Evli üç çocuklu arkadaşlarımıza da 550 lira civarında bir zam geldi. Bu çok mükemmel bir rakam değil ama bizim mutlu olduğumuz, altına keyifle imza attığımız bir rakam. Bununla ilgili emeği olanlara teşekkür ederim. Özellikle basın mensupları bu konuyu ülke gündemine iyi taşıdı. Özellikle bu kentte bulunan gazetecilere, gazete sahiplerine ve toplumun tüm kesimlerine özellikle teşekkür borcum var. Kamuoyunun en azından yüzde 80’inin memnun olduğu bir rakam oldu.”

İzmir’de İzban’da işçilerin grevinin sürdüğünü anımsatan ATALAY, 2019 yılında bu grevin bitmesini arzu ettiğini belirtti.

Grevin 21’inci gününde olduğunu, iki gün önce 350 işçinin yanına gittiğini aktaran ATALAY, “Günde 350 bin yolcu taşıyor arkadaşlarımız. Ortalama ücretleri 2 bin 200 lira civarında. Bununla ilgili inşallah taleplerini karşılayacak bir ücret olur. Önemli işlerden birisi de o.” değerlendirmesinde bulundu.

4 Aralık ta Kopenhag ta Dünya Sendikalarının genel kurulu vardı. Genel Kurulda Amerika’nın terör örgütlerine silah verdiğini, KAŞIKÇI cinayetini , Türkiye’deki çalışma hayatındaki sıkıntıları, problemleri konuştum. Türkiye’den altı delege vardı üç bayan üç erkek. Bizim bağlı olduğumuz sendikanın dünyada 207 milyon üyesi olan 162 ülkede örgütlü olduğu 330 sendikasıyla devasa bir kurum. Kopenhag’da 137’ye yakın ülke 1700’e yakın sendikacı vardı. Salı günü bir konuşma yaptık. Çalışma hayatıyla ilgili konuları anlattık. Terör örgütlerine tır dolusu silah veren ülkeleri anlattık. Irak’ı, Suriye’yi anlattık. Göçmenlere ev sahipliği yaptığımızı anlattık. Kaşıkçı’nın unutulmaması gerektiğini anlattık. Anlatırken de en son da belli bir noktaya geldik. Bizim şimdi sendikaların gündeminde asgari ücret var, emeklilikte yaşa takılanlar var, taşeronların sorunları var, kadroya geçemeyen kit’lerin sorunu var. Kadroya geçip te 4+4 alanların sorunları var. İş kazaları var. Bunların tamamını orada anlattık. En son da dedim ki Avrupalılara sabah akşam benim ülkemi kötülemeye devam ediyorsunuz. Kötülediğiniz ülkeye 42 milyon turist geldi. Dünya küçük bir kutup oldu, insan haklarını önümüze almamız gerektiğini ifade ettik. Ertesi sabah Türkiye’ye geldik.

Komisyona katılan bayan kardeşimizi kamuoyuna tanıttık. Basın mensuplarıyla simit yedik çay içtik. Bu esnada basın mensupları parlamento ile ilgili sorular sordular. İşçi ağırlıklı meseleler konuştuk. İş öyle bir noktaya geldi ki gazetecinin biri sordu asgari ücretle ilgili talebiniz ne, eylül ayında Malatya’da dedim ki asgari ücret 1600TL, alım gücümüz yüzde kırk aşağıya düştü. Şunu 2000 TLye çekelim aralık ayında da 2000 TL üzerinden konuşalım. 2000 TL lafı taraflı tarafsız herkesin kafasına yattı. Ama 35 kuruluşun dışında özel sektör buna uymadı.

Aynı toplantıda gazetecilerden biri bize Fransa’da olaylar var. Benzin zammı vardı hükümet geriye çekti? Ne düşünüyorsunuz?

Bende cevaben: Üç gün sonra bizim ülkemizde de bunla ilgili ne göreceğimizi ne kadar gideceğini görürüz görmez miyiz bize bağlı dedim. İki üç gündür TV’de sosyal medyada “bize bağlı”  ifadesi üzerinden işçileri sokağa indirme tehdidi yorumları yapıldı. Hayretle izliyorum ben 63 yaşındayım. Büyük harflerle vurguluyorum altını çizerek. “Bize bağlı” ifadesi işçisi, işvereni, muhalefeti, iktidarı, sivil toplum örgütleri ve bütün kurumlarıyla Türkiye’yi ifade ettim. Maalesef sosyal adaleti ve milletimizin refahını sağlayabildiğimiz sürece bütün zorlukların üzerinden geleceğimizi belirtmek istedim.

Geçmişte bunun bir sürü örnekleri oldu. Konumuzun asgari ücret olduğu ortamda bunla ilgili yoğun çalışma içindeyken bu tür yayınları kamuoyunda farklı bir algı oluşturmak gayretiyle yaymak insafsızlıktır. 

Ergün ATALAY olarak, 28 Şubat’ta, 27 Nisan e-muhtırada, 15 Temmuz’da demokrasiden yana oldum. Özellikle kamuoyuna buradan söylüyorum. 28 Şubat olmasaydı ben bu makamda olmazdım. 27 Nisan bildirisine karşı ilk açıklama yapan kurum TÜRK-İŞ’tir. 15 Temmuz gecesi Sakarya kent meydanında 50 bin kişiye, gece konuşan TÜRK-İŞ Başkanı Ergün ATALAY’dır. Aynı ifadem şuydu; biz bir milyonluk bir aileyiz, bu bir darbe değil işgal girişimi. Buradan TÜRK-İŞ’in ailelerine sesleniyorum herkes sokağa, bayraklarını alacak, çıkacak. O saatte Çin’de olanlar, ülke dışında olanlar konuşuyor biz konuşmuyoruz.

TÜRK-İŞ bütün dönemlerde duruşunu en iyi şekilde tuttu. Daha fazlasını arayanlar internete girsinler 15 Temmuzdaki haykırışımızı izlesinler.

Kurulduğumuz günden beri Türkiye’den, devletinden, emekçiden, mazlumdan ve mağdurdan yanayız. Seçilmiş meşru hükümetlerden yanayız, kim haklıysa ondan yanayız. Milletin ve Milli iradenin yanındayız. Bu tavrımız dün de böyleydi yarın da böyle olmaya devam edecek. Ölene kadar demokrasiden yana olmaya devam edeceğim. Bizim sırtımızda ne sarı, nede kırmızı yelekler olur. Bizim sırtımızda işçinin tulumu var. Haklı olduğumuz meselede sorunlarımızı söyleyeceğim, tenkit edeceğim,  ülkeyi yönetenlere çalışanların sorunlarını aktarmaya devam edeceğim.

Daha sonra yapılan seçimler sonucunda;

Yönetim kurulu: Cemal Yaman (Başkan), Muammer Güneş (Genel sekreter), Hilmi Gültekin (Mali sekreter), Aydın Akaltın, Kaan Mete seçildiler

Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay’dan İzban İşçilerine Ziyaret

İzmir Banliyö Sistemi’nde işçilerinin grevinin 18’inci gününde TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay işçilere destek ziyaretinde bulundu.
İzmir’de İZBAN grevinde hareketli günler yaşanırken, TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay işçileri ziyaret ederek açıklamalarda bulundu.
Grev sürecinin en başından beri İzmir’de olmayı dilediğini ama asgari ücret görüşmeleri nedeniyle bunu yapamadığını belirten Ergün Atalay, “Burası bizim iş yerimiz. Burası bizim evimiz sizinde eviniz. Grev en son kullanılacak sistem ve bir kural. Sendikacıların ve işçilerin en son kullanmak istediği tek çıkar yol. Grev başlangıç aşamasında kamuoyundan baya takip ettiniz. Ben işçiyim. İşçilerin başkanıyım. Ben Demiryol-İş’in başkanıyım. Türk-İş’in başkanıyım. Biz bir milyonluk aileyiz. Topladığımız zaman çoluğumuzla çocuğumuzla dört milyonuz. Şimdi 18 gündür burada olanları yakınen biliyorum. Siz burada 18 gündür ücret almadan, sigortasıdır vergisidir. Ne getiriyor ne götürüyor hepsini siz biliyorsunuz. İzmir halkı bundan rahatsız oluyor, sıkıntı çekiyor. Onu da ben biliyorum. Sizde biliyorsunuz. Bizim burada keyiflen yaptığımız bir iş olmadığını söylemek istiyorum” şeklinde konuştu.
“417 lira davulla zurnalık bir ücret değil”
İşçinin, yoksulun, emeklinin başkanı olduğunu ve bunun için hata yapmamaya gayret sarf ettiğini söyleyen Atalay, “Bizim burada bin 950 lira ücret alan arkadaşımız var. Ortalama bizim ücretimiz 2 bin 300 lira. Bizim bu arkadaşlarımız günde 300 bin yolcu taşıyor. Hepsi üniversite mezunu. Asgari ücrette geldiğimiz nokta ortada. 2 bin 20 lira noktasına geldik. Asgari ücret 98 günlük süren bir süreçti. Bize demediklerini bırakmadılar. Sendikacı, seminer yapar, panel yapar, eylem yapar, grev yapar. Bunları yaparken hiçbir yeri dökmeden kırmadan bunu yapar. Ben aynen bu örneği verdiğim zaman dediler bu milleti sokağa döküyor. Ben derdimi kime anlatacağım. Ben derdimi ülkeyi yönetenlere anlatacağım. Meclise anlatacağım. Bakanlığa anlatacağım. Çıkamıyorsam kime anlatacağım. Çıkamıyorsam size geleceğim. Asgari ücrette bu süper bir ücret mi değil. 417 lira davulla zurnalık bir ücret değil ama bunu altına keyifle imza atıyorum. Sebebini de anlatayım. Gece iş verenin talebi bin 850 liraydı. Kamuoyuna sorsak yüzde 80’ini bu ücreti alamazsın derdi bize. Bunun üstünde beklentisi olan var mıydı vardı. Ben işçinin, yoksulun, emeklinin başkanıyım. Onun için hata yapmamaya gayret sarf ediyorum” diye konuştu.
“Sizin istemediğiniz bir şeyin altına genel merkez imza atmaz”
İzmir’de olan grev süreci ile ilgili karar alma konusunda Türkiye‘de bir ilk yaşandığını ifade eden Atalay, “Sizler burada Türkiye’de olmayan değişik bir şey uyguluyorsunuz. Sendikalar sözleşmeleri genel merkezde yapardı. Burada sizler ortaklaşa yapıyorsunuz. Hüseyin size soruyor. O bize soruyor öyle gidiyor. Sizin istemediğiniz bir şeyin altına genel merkez imza atmaz. Hüseyin imza atmaz. Ben imza atmam” dedi.
İşveren ile sendikanın talep ettiği ücret konusunda dokuz puanlık bir fark olduğunu dile getiren Atalay, “Bu mesele bir an evvel biterse. Biz bundan mutlu oluruz. Siz mutlu olursunuz. İzmir halkı mutlu olur.
Gündüz burada insanlar sıkıntı çekiyorsa, sizin neler çektiğinizi biliyorum. O sıkıntı çekenler kimler ? Sizin aileniz çekiyor. Komşunuz çekiyor. Çoluğunuz çocuğunuz çekiyor. Ama bunlar ilgili aklı selim galip gelir. Belli bir noktada buluşulur. Meseleyi çözeriz. Belediye başkanımızla konuştum. Belediye başkanının bana ifadesi “Yüzde 26 siz asgari ücrette imzaladınız. Bende yüzde 26’ya çekiyorum. Onun üstüne bir şey verme imkanım yok.” Önümüzdeki günlerde bana ihtiyacı olursa gelirim gitmemde bir yere yeter ki mesele hallolsun. Ama arada onların verdiğiyle bizim istediğimiz arasında dokuz puana yakın fark var. Bu buradaki arkadaşların haklı talebi. Bizim şubemizin haklı talebi. Bende buna uymak durumundayım. Ama bir puan olur iki puan olur. Belli bir yere getirirdik ama öyle bir durum yok ortada. Bunun bedelini İzmir halkı ödüyor. Benim burada ki arkadaşlarım ödüyor”
“Milletvekilinin ve partinin sendikası olmaz”
Asgari ücret sürecinde kendisi yapılan eleştirilere ve hakkında suç duyurusu bulunulmasına değinen Atalay sözlerini şöyle sürdürdü: Asgari ücret sürecinde birisi bize suç duyurusunda bulundu. Niye ben asgari ücretin artmasını söylemişim. Milleti tahrik ediyormuşum. Bunu yapan sendikacılar. Bunların adı şimdi sendika mı? Asgari ücret görüşmeleri bitti. Adam bildiri yayınlıyor, hükümete teşekkür ediyor. Diyor ki cumhurbaşkanımıza teşekkür ederiz. Başta da bizi kötülüyor bu ücret az diyor. İmkan olsa gel bir kere yap bakalım. Görelim ne olacak. Sizin yaptıklarınız ortada sendikacı belediyenin sendika olmaz. Milletvekilinin sendikası olmaz. Partinin sendikası olmaz. Sendika işçinin olur. Sendika garibin olur. Bunun adı sendika olur öbürleri olmaz. Maalesef bizim ülkemizde bunlar varlığını devam ettiriyor. Bakalım daha ne kadar devam ettirecekler.”

İstanbul Şubemizin 11. Olağan Genel Kurulu 23 Aralık 2018 tarihinde, gerçekleştirildi

İstanbul  Şubemizin 11. Olağan Genel Kurulu 23 Aralık 2018 tarihinde, gerçekleştirildi. Genel Kurula  Genel Merkez Yöneticilerimizin yanısıra, Adapazarı, Afyonkarahisar, Ankara, Erzurum, Eskişehir, Haydarpaşa, İstanbul,Kayseri, Konya, Malatya ve Sivas Şubelerimizin Başkan ve Yöneticileri, TÜRK-İŞ’e bağlı şubelerin başkanları ve çok sayıda davetli katıldı.

Genel Kurul Divan Başkanlığını Genel Sekreter Hüseyin Kaya, Yardımcılıklarını Adapazarı Şube Başkanı Cemal Yaman , Afyon Şube Başkanı Muharrem Uslu, Katip üyeliklerini ise Mesut Şahin Tutan ve Yalçın Laloğlu’nun yaptığı Divan Heyeti yönetti.

Genel Kurulunun açılış konuşmasını yapan Şube Başkanı Kaçar, yaşamlarını ücretleriyle kazananların, hayat standartlarında önemli oranda düşüşler yaşandığını ifade ederek; “Yaşanan süreçte on binlerce kişi işini kaybederken, sendikalı işçiler dışında ücretlerin oldukça düşük olduğunu görüyoruz. Türkiye’de önemli bir kesimin ücreti, asgari ücret veya bu düzeyin altındadır. Enflasyonun kağıt üzerinde yavaşlamış olması ve sürdürülebilir bir büyümenin varlığı, çarkları döndüren emekçilerin, iş bekleyen milyonların durumunda bir iyileşme sağlamamıştır. Büyüme ve enflasyondaki yavaşlamanın faturasıysa çalışan kesime çıkarılmak istenmektedir. Çeşitli ekonomik kararlarla işten çıkartmalar artmış ve işten çıkarılanlarsa yeniden iş bulamamaktadır”dedi.

Bugün Türkiye’de yaşayan her bir insanın, tükettiği malın yüzde 70’ine kadar “dolaylı vergi” ödediğine dikkat çeken Kaçar, ekonomideki kötü gidişatın faturasının kendilerine kesilmesini de asla kabul etmeyeceklerinin altını çizdi.

Kaçar, “Büyüyen gelir adaletsizliği ve işsizlik ucuz işçilik ve durmadan çoğalan yedek işsizler ordusunu üretmekte, kamu işletmelerinin özelleştirilmesi ve sendikal örgütlenmenin engellenmek istenmesi üzerinde önemle durulması gereken sorunlar olmakla birlikte çalışma yaşamının da öncelikli gündemini oluşturan sorunlardır. Türkiye, OECD verilerine bakıldığında en fazla vergiyi ödeyen işçi sınıfına sahiptir. Bu nedenle çalışanların üzerindeki bu vergi ve hak kayıplarının kaldırılması hem ülke çalışma barışı hem de sosyal devlet olmanın bir gereğidir.

Sosyal Devlet anlayışının bir tarafa itilmesi ile birlikte bildiğiniz gibi kamuda çalışan işçi sayısının ne kadar azaldığı, Özel Sektör anlayışının ise örgütlenme karşısındaki acımasız tutumu hepinizin malumudur.” diye konuştu.

Çalışma Hayatı ile ilgili bilgiler aktardıktan sonra konuşmasını şöyle tamamladı:

“Şubemiz Genel Kurulunun bizlere, Türk işçi hareketin hayırlar getirmesini diler, saygılar sunarım.”

Daha sonra söz alan Şube Sekreteri Nuri Usta konuşmasında şunları söyledi;

“Sendikamızın çok değerli Genel Merkez Yöneticileri, Demiryol-İş Sendikasının değerli Şube Başkanları ve Yöneticileri, Mahalli Sendikalarımızın ve Sivil Toplum Örgütlerimizin değerli yöneticileri ve Basınımızın güzide temsilcileri,

Temsil etmekle gurur duyduğum Genel Kurulumuza katılan delege, kader ve dava arkadaşlarım, yetkili kurullarım adına hepinize hoş geldiniz diyor, Genel Kurulu saygı hürmetle selamlıyorum.

1996 yılında makinist olarak Metro İstanbul’da işe başladım. 2008 yılında işyeri temsilcisi oldum ve aynı yıl esenler atölyeye geçtim. 2010 yılında Baş temsilcilik görevi, 2015 yılı İstanbul Şube 10. Olağan Genel Kurulunda Mali Sekreter olarak seçildim, 2018 yılında da Şube Genel Sekreteri oldum.

Sendikal hayatıma başladığım dönemden buyana üyelerine her türlü sahip çıkan, temsilcilerini karar alma mekanizmasının içine katan, yalın, saydam bir yönetim anlayışı benimsedim.

Ben ve arkadaşlarım Her zaman işçi haklarını gözeterek ve her zaman onların yanında olduğumuzu hissettiren yönetim anlayışı içinde görevimizi yaptık. Görevde olduğumuz süre boyunca üyelerimizin hak ve menfaatlerini koruma noktasında her zaman üyemizin tarafında olduk. Bu yönetim anlayışıyla hareket ederek tüm emekçi kardeşlerimin görüş ve önerilerini çok kıymetli buluyorum. Yapılacak olan bu seçimin kazananı ve kaybedeni kesinlikle yoktur. Kazanan işçi ve emekçi kardeşlerimizdir. Devralacağımız bu bayrağı daha yukarı taşıyarak işçi kardeşlerimizin her zaman hakkını savunan bir Şube olacağımıza söz veriyorum. Kazanılmış haklarımızı korumak ve daha ileriye taşımak için, emeğin ve üyelerimizin her zaman yanında olmak için, Üyelerimizin sorunlarının çözümü için sizlerin teveccühü ile Şube Başkanlığına aday olduğumu açıklamaktan onur ve gurur duyuyorum..

Bu genel kurulda oluşacak yeni yönetim kurulumuzla üstleneceğimiz bu büyük emanetin hakkını vermek için,

Haklarımıza sahip çıkacağız.

Haklarımızı korumak ve geliştirmek için mücadele edeceğiz.

Bunları sizlerle birlikte yapacağız

Sizlerden aldığımız güç ile yapacağız.

Artık dün olanları bırakacak, geleceğe bakacağız.

İşte biz bu söylediklerimizi her zaman olduğu gibi sizden aldığımız güç ve destek ile yapacağız.

Hep birlikte olacağız…

Beraber olacağız…

Güçlü olacağız…

Kongrede kurullara seçilecek olan arkadaşlarıma başarılar diliyor, görevlerini devreden arkadaşlarımıza da sağlık ve mutluluklar temenni ediyorum.

Bu salona gelerek işçi arkadaşlarımızı temsil eden siz değerli delege kardeşlerime ve ağabeylerime, Bu mutlu günümüzde genel kurulumuza iştirak eden misafirlerimize dostlarımıza şükranlarımı sunuyor, bu genel kurulun camiamıza Türkiye İşçi Hareketine, ülkemize hayırlar getirmesini yüce rabbimden diliyor,

Sizleri ve tüm misafirlerimizi

Sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

ALLAH’a emanet olunuz.

Genel kurul sonunda yapılan seçimlerde Şube Başkanlığına Nuri Usta, Şube Sekreterliğine Halil İbrahim Usta, Şube Mali Sekreterliğine Oğuz Çelen seçildi.