ATALAY ITUC 4. DÜNYA KONGRESİNE HİTAP ETTİ

Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da düzenlenen ITUC 4. Dünya Kongresi 2-7 Aralık tarihleri arasında gerçekleşecek.

2 Aralık 2018’de açılısı gerçekleşen kongreye 4 Aralık 2018 tarihinde hitap eden Genel Başkan Ergün ATALAY konuşmasında ‘Dünya emekçileri olarak gücümüzü inşa etmek, gidişatı ve şu an oynanan oyunun kuralını değiştirmek zorundayız’ ifadelerini kullandı.

Genel Başkan Ergün ATALAY’ın konuşması şu şekildedir:

 

Değerli Meslektaşlarım,

Değerli Katılımcılar,

TÜRK-İŞ’in Genel Başkanı olarak, uluslararası sendikal hareketin en önemli toplantısı olan 4. Dünya Kongresinde sizlerle birlikte Kopenhag’da olmaktan büyük bir onur ve mutluluk duyduğumu ifade etmek isterim.

TÜRK-İŞ adına hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Kongreye sunulan bildirinin başında ifade edildiği gibi; dünya emekçileri olarak gücümüzü inşa etmek, gidişatı ve şu an oynanan oyunun kuralını değiştirmek zorundayız. Bu oyun adil bir oyun değildir.

Terör ülkemde ve dünyanın diğer bölgelerinde kötü ve çirkin yüzünü göstermeye devam etmektedir. Bazı gelişmiş ülkeler; terör örgütlerine silah veriyorlar, moral veriyorlar, para veriyorlar, akıl veriyorlar. Bu ülkelerde sivil vatandaş ölmüş, güvenlik görevlisi ölmüş, çocuk ölmüş, kadın ölmüş umurlarında değil.

Bu film dünyada bazı ülkelerde görülmeye devam etmektedir. Suriye’yi, Irak’ı, Filistin’i, Yemen’i, gaddarca öldürülen Gazeteci Kaşıkçı cinayetini gözünüzün önüne getirin.

Çıkar uğruna dünyayı şiddete sürükleyen ülkeleri unutmayalım. Ülkemin sınırlarında terör örgütlerine binlerce tır dolusu silah vermeye devam ediyorlar. Bazı gelişmiş ülkeler terör örgütlerine silah satışını bırakmalı, tüm dünyada yoksulluğun ve adaletsizliğin ortadan kaldırılması için verilen mücadeleye destek olmalıdır.

Örneğin bugün Yemen’de üç yılı aşkın süredir çatışmalar yaşanmaktadır. Ülkenin %85’i açlıktan ve hastalıktan dolayı yardıma muhtaç durumdadır. Her gün yüzlerce çocuk ölmektedir. Bunlara göz yummak ve yardımcı olmamak insanlık suçudur.

Birlemiş Milletlere ve uluslararası topluma çağrıda bulunuyoruz. Daha ne bekliyorsunuz? Kendi çocuklarınız ve kendi yakınlarınızın daha huzurlu uyumalarını sağlamak istiyorsanız bu vahşete dur deyin.

Dünya yarım asırdır Filistin’de olanları seyretmekte.

İnsan onuruna yakışır koşullarda çalışmak Filistin halkının en temel hakkıdır.

Değerli Meslektaşlarım,

Değerli Katılımcılar,

Tüm vatandaşları, sivil toplum örgütleri ve Hükümeti ile birlikte benim ülkem, Danimarka nüfusu kadar mülteciye ev sahipliği yapmaktadır. Bunun 3.5 milyondan fazlası Suriyelidir. Geri kalanı dünyanın değişik ülkelerinden gelen mültecilerdir.

Tüm zorluklarına rağmen; savaştan kaçan ve çocuklarına güvenle nefes alacakları bir yer arayan mültecilere karşı insani vazifesini yerine getirmektedir.

Uluslararası Sendikal Hareket olarak “Mülteciler Hoş geldiniz” pankartları asıyoruz. Ne yazık ki; bunu demokrasinin beşiği olan Avrupa ülkelerine dahi kabul ettirebilmiş değiliz.

Özellikle Amerika’nın tetiklediği ekonomik ve siyasi gerilim nedeniyle dünya, belirsiz bir geleceğe sürüklenmekte; aşırı milliyetçilik, yabancı düşmanlığı, açgözlülük hızla yükselmektedir. Avrupa da bu ortamdan etkilenmekte ve maalesef sosyal modeli korumakta zorlanmaktadır.

Değerli Meslektaşlarım,

Satın alma gücü gerileyen çalışanlar, emekliler, dar ve sabit gelirliler, yaşanan ekonomik dalgalanmalardan olumsuz bir şekilde etkilenmektedir. İşçi ücretleri tüm dünyada gerilemektedir.

Türkiye’de hali hazırda 3 milyon işsiz bulunmaktadır. Biz yeni ve kaliteli iş imkanları oluşturulmasını talep ederken, bazı şirketler konkordato ilan etmekte ve çalışanlarını işten çıkarmaktadır. Bu kabul edilebilir bir durum değildir.

Küresel düzeyde ticaret savaşları adı altında oynanan oyunları biliyoruz. TÜRK-İŞ, her zaman olduğu gibi ekonomik bağımsızlıktan yana olacaktır. Ülkemizin birlik ve beraberliği için Milletin yanında yer almaya devam edecektir.

Değerli Meslektaşlarım,

Sendikalar, sivil toplum örgütleri özgürlüklerden ve demokrasilerden yana olmak mecburiyetindedirler. Dünyanın neresinde olur olsun, darbelerin karşısında olmak gerekir.

Terör örgütlerine karşı durmak biz sivil toplum kuruluşlarının asli görevidir. Bir ülkede terör varsa o ülkede sendikalardan bahsedemezsiniz. Taşeronların bir bölümü kadroya geçti. Kadroya geçemeyen KİT’ler var,  geçici işçiler var. İş kazaları devam ediyor. Emeklilikte yaşa takılanlar var.

Çalışma hayatına katkılarından dolayı Sharan Burrow’a teşekkür ediyorum. 10 ayda ülkeme 41 milyon misafir, turist geldi. Ülkemle ilgili televizyonlar kötü propaganda yapmaya devam ediyorlar. Paris ne kadar güvenli ise Türkiye o kadar güvenli.

Bu kongrenin hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.

GENEL BAŞKAN ATALAY ASGARİ ÜCRET GÖRÜŞMELERİ ÖNCESİ BASINLA BİR ARAYA GELDİ

Genel Başkanı Ergün Atalay ve Asgari Ücret Tespit Komisyonu üyeleri, 06.12.2018 tarihinde basın mensuplarıyla kahvaltıda bir araya geldi.

Toplantıya ilk kez bir kadın işçi de katıldı. Yalova Üniversitesi’nde özel güvenlik çalışanı Gülden GÖRMEZ, toplantıya eşlik etti.

‘OĞLUM GURUR MESELESİ YAPTI, OKULA GİTMEDİ’

Asgari Ücret Tespit Komisyonu’na ilk kez bir işçi olarak katılan Gülden GÖRMEZ, Yalova Üniversitesi’nde özel güvenlik olarak asgari ücretle çalıştığını söyledi. Evli ve 2 çocuk annesi olan Görmez, çocuğunun birinin üniversite de okuduğunu bir diğerinin ise lise 2’den ayrıldığını belirtti. Görmez, “Oğlumuza formasını aldım ama hırkasını alamadım. ‘Onu da bir ay sonra alırız’ demiştim. Okul yönetimi ‘prosedür gereği, o forma giyilmek zorunda’ diyerek sürekli oğlumu uyardığı için, oğlum da gurur meselesi yaptı bir daha gitmedi. Bunu bütün asgari ücretlilerin yaşadığına inanıyorum” diye konuştu.

 ‘BİZ İSTİYORUZ Kİ İNSANCA YAŞAYABİLELİM AMA BU MAAŞLA OLMUYOR’

2 tane kredi kartının bulunduğunu kaydeden Gülden Görmez, şöyle konuştu:
“Şu an ikisi de dolu. Mesela bir maaş yattı. ‘Eksi hesapta olduğum için direkt oradan kesiliyor. Tekrar onu kullanmak zorunda kalıyorum. Arada çok sıkıştım kredi çektim. Mecburum çünkü, dönmüyor, yoksa icralık olacağız. Bu sefer kredi taksiti eklendi üstüne. Yani biz aslında borcu borçla kapatıyoruz ama sadece o ayı kurtarmış oluyoruz. Onun dışında bütün bir yıl borçlu olarak yaşıyorsunuz. Bunun için de ne istediğinizi yiyebiliyorsunuz, ne de istediğinizi giyebiliyorsunuz. Sosyal hayatımız yok. Çünkü sosyal hayat demek, para harcamak demek. Yok gidemiyorsunuz. Dediğim gibi asgari ücretliler ilerleyemiyor, bu maaşla olmuyor. Biz istiyoruz ki insanca yaşayabilelim.”

ENFLASYONUN ÇOK ARTTIĞI DÖNEMDE REVİZE EDİLMİŞ”

Oluşturdukları heyetin Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun ilk toplantısına katılacağını söyleyen Türk İş Başkanı ATALAY, “Giderken Nazmi bey sıcak simit hazırlamış. Komisyon üyelerine simit götürecekler. Ben 17 Eylül’de Malatya’da asgari ücretin ekonomik sıkıntıdan dolayı, fiyatların 2,5 misli arttığı ortamda ‘bu asgari ücret olmuyor’ dedim. 2001 yılında bir kere denemişiz, enflasyonun çok arttığı dönemde asgari ücret iki kere revize edilmiş. Böyle bir şey yapabilir miyiz, benim amacım konuyu ülke gündemine getirmek. O ortamda herkes oradaydı, ‘bir an evvel asgari ücreti 2 bin liraya çekin, biz de Aralık ayındaki görüşmelerde 2 binin üzerinden bu görüşmeleri yapalım’ dedim. Maalesef bugüne kadar bizim tespit ettiğimiz 35 tane kuruluş binlerce kuruluşun içerisinden 2 bin liraya çektiler, bir tanesi benim bildiğim Diyarbakır Ticaret Borsası Başkanı. İlk açıklayan oldu. 50 kişilik bir iş yeri varmış. Maalesef yeteri karşılığı bulamadık, işverenlerimizden” dedi.

“SİMİTLE, ÇAYLA ÇALIŞTIRALIM DÜŞÜNCESİNDE İŞVERENLER VAR”

Ülkede patron ağırlıklı bir Meclisin, sermaye ağırlıklı bir yapının olduğunu söyleyen ATALAY, “Biz asgari ücretli, emekli, işçi, çiftçi, işsiz bu ülkenin yüzde yetmişiyiz. Maalesef meclisteki 600 kişilik yapı bundan oluşuyor. Her sıkıntıda nefes kredisi, her sıkıntıda rahatlatma kredisi herkese var. İşte bizim de bir talebimiz oldu. Ben 20 bin lira söylemedim ki, söylediğimiz 2 bin lira. Özellikle geçmişte işveren temsilcileri bununla ilgili konuşmamaya gayret ederlerdi, bu sene işveren temsilcileri bunun çok kötü olduğunu, çok fazla olduğunu ifade ediyorlar. Böyle bir yapının içerisinde ‘biz bunları simitle, çayla çalıştıralım’ düşüncesinde işverenler var. Bu görüş kör bir görüş. Kamuoyunda herkes bir fikir söylüyor, bazıları asgari ücreti pazarlığa çıkarıyor. Ben de rahat konuşarak 3 derim 5 derim bazı siyasiler gibi. Öyle söylemenin anlamı yok. Alabileceğin uygun rakamları söylemek lazım” diye konuştu.

‘CHP’NİN 2 BİN 200 LİRALIK TEKLİFİ MAKUL VE MANTIKLI’

CHP’nin 2 bin 200 liralık teklifinin makul ve mantıklı bir rakam olduğunu kaydeden ATALAY, “Şimdi biz burada enflasyon altında bir şeyi ne görüşürüz, ne konuşuruz. Ben 2 aydır Türkiye’nin birçok noktasındayım. Millet bizden bir çare bekliyor. Milletin çaresi sendikalar, biziz. Benzinlikte, lokantada duruyorum görüyorum. Onun için kamuoyunda 2 bin lira oturdu. Benim anladığım bu. Kamuoyunun asgari ücrete bu kadar sahip çıktığını ben görmedim. Bizim kırmızı çizgimiz. Önce bir enflasyonu görelim. Ona göre hareket edelim” dedi.

Toplantıda Genel Başkan Ergün ATALAY’ın yanı sıra TÜRK-İŞ Genel Mali Sekreteri Ramazan AĞAR, TÜRK-İŞ Genel Eğitim Sekreteri Nazmi IRGAT, Haber-İş Sendikası Genel Başkanı Veli SOLAK, Tarım-İş Sendikası Genel Başkanı İlhami POLAT, Çimse-İş Sendikası Genel Başkanı Zekeriya NAZLIM ve Güvenlik-İş Sendikası Genel Başkanı Ömer ÇAĞIRICI da yer aldı.

Sendikamız Yönetim Kurulu 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla bir kutlama mesajı yayımladı…

Sendikamız Yönetim Kurulu 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla bir kutlama mesajı yayımladı;

Yönetim Kurulu mesajında, “Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’e “Başöğretmen” unvanı veriliş tarihi olan 24 Kasım Öğretmenler Gününü kutlamanın mutluluğunu yaşıyoruz.

Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, öğretmenlerimize, “Öğretmenler; yeni nesli, Cumhuriyetin fedakar öğretmen ve eğitimcileri, sizler yetiştireceksiniz, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.” sözleri, Türk öğretmenine duyduğu güvenini ve beklentiyi ifade etmektedir. Bu sorumlulukla çağdaş uygarlığa ulaşmada kendilerine büyük görevler düşen öğretmenlerimiz, Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk milletinin bağımsızlığını sonsuza kadar savunacak ve yaşatacak nesilleri yetiştirmek için, her türlü fedakarlıkta bulunmaya devam edeceklerdir.

Öğretmenler aydınlığın simgesi, toplumun bütün kesimlerine yol gösteren birer önderdir. Bireylerin yetişmesinde büyük rol üstlenen ve bizleri geleceğe hazırlayan fedakarca çalışan vatan sevdalısı kahramanlardır. Bedeli hiçbir maddi karşılıkla ölçülemeyecek kadar saygın, çok özel, çok yüce bir meslek sahipleridir. Öğretmenlik, emek, özveri, sabır ve hoşgörü isteyen, öğreten ve öğrenen arasında güven ve sevgi ilişkisine dayanan bir meslektir. Topluma hizmet veren her mesleğin saygın olduğu bir gerçektir. Ama bütün meslek mensuplarını yetiştirip hayata hazırlayan öğretmenlik mesleği ayrı bir kutsallık taşımaktadır. Öğretmenlerimiz sevgi ve fedakarlık gerektiren ağır bir sorumluluk gerektiren kutsal bir görev yapmaktadırlar.

Ülkemizin her köşesine ulaşarak fedakarlıkların en büyüğünü gösteren, eğitmeyi ve öğretmeyi bir ideal olarak benimseyip ülkemizi çağdaş medeniyet seviyesine çıkarma gayreti gösteren tüm öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutluyor, bu vesile ile başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere tüm vefat eden ve şehit olan öğretmenlerimizi bir kez daha rahmet ve minnetle anıyor, hayatta olan tüm öğretmenlerimize de en içten sevgi ve saygılarımızı sunuyoruz”.denildi.

 

23. ZOOM ULUSLARARASI HABER GÖRÜNTÜLERİ YARIŞMASINDA ÖDÜLLER SAHİPLERİNİ BULDU

23. ZOOM ULUSLARARASI HABER GÖRÜNTÜLERİ YARIŞMASINDA ÖDÜLLER SAHİPLERİNİ BULDU

20.11.2018 tarihinde Türkiye Haber Kameramanları Derneği tarafından Gençlik ve Spor Bakanlığı Konferans Salonu’nda 23. Zoom Uluslararası Haber Görüntüleri Yarışmasında ödüller sahiplerini buldu.

Törende konuşan Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, “Sizler, önemli bir kamu hizmetini yerine getiren ve kamu yararına çalışan hem birer haberci, hem de birer sanatçısınız. Daima hayatın içindesiniz, toplumsal olayların şahidi, sosyal hayatın geçirdiği değişimlerin gözlemcilerisiniz. Dolayısıyla sizler şimdiki zamanın tarihini yazanlarsınız.” diye konuştu.

“TÜRK-İŞ  Emek Ödülü”nü AA’dan Özkan Bilgin, Kahramankazan Belediye Başkanı Lokman ERTÜRK’ünelinden aldı.  Şeker-İş  özel ödülünü ise AA’dan Orhan Fatih Doğan, Şeker İş-Sendikası Başkanı İsa GÖK’tenaldı.

Törene Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu’nun yanı sıra, Spor Toto Teşkilat Başkanı Bünyamin BOZGEYİK, TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün ATALAY, Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Başkanı Bendevi PALANDÖKEN, Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel BARAN diğer davetlilere plaketlerini takdim etti.

 

TÜRK-İŞ Emek Ödülü

“Yüksek Gerilimde Ekmek Mücadelesi” 10.10.2017 – Anadolu Ajansı – Özkan Bilgin

Konu: “Van ile Siirt arasında elektrik aktarımını sağlayacak yüksek gerilim hattında çalışan işçiler, metrelerce yükseklikte tel ve direklerin üzerinde birçok riski göze alarak ekmek mücadelesi veriyor.”

 

ŞUBE GENEL KURULLARIMIZ BAŞLADI / Eskişehir’de Ramazan UYSAL Şube Başkanlığı’na seçildi.


Eskişehir şube 11. Olağan Genel Kurulu 18 Kasım 2018 tarihinde yapıldı.

Divan Başkanlığını Sendikamız Genel Sekreteri Hüseyin Kaya, Yardımcılıklarını Adapazarı  Şube Başkanı Cemal Yaman, Ankara Şube Başkanı Nuh Kale, Katip üyeliklerini ise Delegelerden  Suat Sarıgül ve Beytullah Tota’nın yaptığı genel kurula Genel Merkez Yönetim Kurulu üyeleri, Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Adalet ve Kalkınma Parti İl Başkanı Zihni Çalışkan, konuklar ile Şubelerimizin başkan ve yöneticileri katıldı.

Şube Sekreteri Ramazan Uysal Genel Kurulun Açılışında yaptığı konuşmada şunları söyledi;

“Her zaman içinizden biri olarak sizleri temsil etmekten gurur duyduğum değerli delege ve işçi arkadaşlarım,

Şahsım ve ekibimiz adına Şubemizin 11.nci Olağan Genel Kuruluna hoş geldiniz diyor. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Malumunuz olduğu üzere 66 yıldır verdiği sendikal mücadele nedeniyle Türk İşçi hareketine büyük katkılar sağlayan Demiryol iş sendikamızın Eskişehir Şubesinin Olağan Genel Kurulunu gerçekleştirmek, geçmiş dönemin değerlendirmesini yapmak ve arkadaşlarımızın demokratik tercihlerini kullanmaları amacıyla toplanmış bulunuyoruz. Bu toplantımızın camiamıza hayırlar getirmesini temenni ediyorum.

Değerli Arkadaşlarım;

Fazla vaktinizi almak istemiyorum. Ancak Ülkemizde çalışma hayatıyla ilgili gelişmelere baktığımızda işçiler aleyhine çok önemli sorunlarında hala çözülemediğini görmekteyiz. Bunların başında kiralık işçilik, iş kazaları, kadın ve çocuk çalışanların mağduriyetleri, esnek çalışma saati, vergi yükleri, kıdem tazminatı, asgari ücret ve özelleştirmeler gelmektedir.

Özelleştirmelere En yakın örnek şeker fabrikalarının özelleştirilmesinden dolayı 964 kişinin emekli olması, 826 kişinin işten çıkarılması, 882 işçinin 4B statüsüne geçirilmesi, 518 kişinin ise patronla yeniden anlaşma yoluna gitmesidir.

Ayrıca Türk-İş ve Demiryol-İş Genel Başkanı Sayın Ergün Beyin çok uğraşmalarına rağmen bir ayağı kısa kalan Geçici İşçilerimizin ve yapılan düzenlemede kadroya geçirilmeyen KİT’lerde taşeron olarak çalışan kardeşlerimizin biran önce kadroya geçirilmeleri bu arkadaşlarımızın mağduriyetlerini çözecektir.

Kıymetli Delegeler;

Kıdem tazminatı fonu konusu her platformda çeşitli vesilelerle sürekli ısıtılıp temcit pilavı gibi önümüze getirilmektedir.

TÜRK-İŞ ve Demiryol-İş Genel Başkanı Sayın ERGÜN ATALAY’ın her zaman yüksek sesle dile getirdiği gibi Kıdem tazminatı bizim son kalemizdir. Kızımızın çeyiz, Oğlumuzun düğün parasıdır.

 KIDEM TAZMİNATINA DOKUNDURTMAYIZ….

Değerli Delegeler ve Saygıdeğer Misafirler;

Biraz önce belirtmiş olduğum konularda mücadele verebilmemiz için Birlik ve beraberliğimizi korumak zorundayız. Fikirlerimiz anlayışlarımız hayata bakışımız değişik olabilir. Ancak biz emekçilerin şunu unutamaması gerekir.

Birlikten kuvvet doğar.

Konuşmama son verirken Demiryol-İş Eskişehir Şubemizin 11.nci Olağan Genel Kurulu başta Sendikamız olmak üzere siz üyelerimize ve Türk işçi hareketine hayırlar getirmesini Yüce Allahtan niyaz ediyor engin saygı ve sevgilerimi sunuyorum.”

 

Daha sonra söz alan Eskişehir Şube Başkanı Ali Eryılmaz genel kurulun açılışında yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“İşci hak ve sorunlarını en yakından yaşayan ve bilen bir kardeşiniz olarak Demiryol-iş sendikası Eskişehir şubesine son dönem başkanlığımı layık gördünüz bu yüzden sizlere minnettarım.

Başkanlığım süresinde ülkede yaşanan sıkıntılar sonrası girilen OHAL sürecinde yaşadığımız olumsuzlukları biz emekçi dostlar Türk milleti ile yakından şahit olmuştur ve bizler bu süreci derinden hissetmişizdir. Allah o günleri tekrar yaşamayı nasip etmez İnşallah. Bu zorlu süreçte bile ben ve ekip arkadaşlarım ulusal değerlerimizden ödün vermeden, demokrasi içinde, ilkelerimizden vazgeçmeden, çalışan hak ve özgürlükleri için mücadele etmiş ve yolumuza devam etmişizdir. Bizim öncelikli amacımız Cumhuriyetin devrimci değerlerini emek ve sınıf mücadelesine yükseltmektir. Çünkü bu, Cumhuriyeti var eden ruhtur.

Özelleştirme, kölelik düzenine dönüşen taşeronlaştırma, toplam kalite ve esnek çalışma uygulamaları gibi saldırıların yol açtığı önemli hak kayıplarımız oldu. Dün özelleştirilmemesi için mücadele ettiğimiz kuruluşların bir kısmı bugün özel sektörde. Sermaye ve Politikacılar açlık sınırının altındaki asgari ücrete yüksek diyebiliyor; kıdem tazminatı, sağlık, emeklilik ve sosyal güvenlik gibi, uğrunda bütün dünya işçilerinin kan ve göz yaşı döktüğü en temel haklarımızı elimizden almak, olmazsa azaltmak için girişimde bulunabiliyorlar. Bütün bu uygulamalara karşı çıkan, “başka bir ekonomi ve başka bir dünya mümkün” diyenleri ise geri kafalılık ve “çağın gidişini anlamamakla” suçluyorlar; bizi cehennem hayatına razı etmeye, bu duruma mecbur olduğumuza inandırmaya çalışıyorlar

Savaş sermayenin kâr aracıdır. Kurtuluş savaşları haricindeki hiçbir savaş işçi sınıfının yararına olmamıştır. Bugün ülkemiz emekçileri birbirlerine düşman edilmeye çalışılmaktadır. Oysa emperyalizme karşı omuz omuza savaşıp bu cumhuriyeti birlikte kuranların torunları değil miyiz biz? Biz, dünyada ve ülkemizde, savaş yerine barışın ve kardeşliğin hayata geçmesini istiyoruz. Savaş tacirlerinin çıkarı için akan kana dur demek, herkesten önce bize, fabrikalarında barışı ve kardeşliği yaşatan işçilere ve onların sendikalarına düşer. Biz susarsak, eller konuşur, onların üreteceği “çözümler” çözüm(!) olur. Sendikalarımızın ülkemizde yaşanan bu sorunla ilgili söyleyecek bir sözü, barışa katkısı mutlaka olmalıdır!

İşyeri örgütlülüğüne ve işçi iradesine dayanan bir sendikal çizgiyi hayata geçirmeliyiz.

Özelleştirmeye karşı mücadelemizde, özelleştirmenin işçi sınıfına yönelik ideolojik bir saldırı olduğunu savunduk, ama bu saldırı karşısında işçi sınıfının ideolojisiyle birleşerek mücadelemizi güçlendiremedik. En son Şeker Fabrikaları satılırken cılız eylemler dışında hiçbir şey yapamadık. Genel olarak biz işçilerin vermesi gereken özeleştiriyi ise şöyle özetleyebiliriz: Sınıfa yapılan bütün bu saldırıların, genel olarak sınıf mücadelesinin, dünyada ve Türkiye’de yaşanan gelişmelerden bağımsız olmadığını pek düşünemedik. Kendi kabuğumuza çekildik, dışımızdaki emekçilerle irtibatımızı kopardık, tek başına kurtuluş olmadığını unuttuk. “Gemisini kurtaran kaptan!”, “her koyun kendi bacağından asılır” diye özetlenebilecek olan egemen ideolojinin esiri olduk; dayanışmayı, paylaşmayı unuttuk; daha da kötüsü bütün bu duruma rağmen işlerin iyi gitmesini umduk, bu kafayla sendikacılık yapılabileceğini ve başarıya ulaşılabileceğini zannettik!

Her zaman ve her yerde duruşumla, yüksek karakterim ve dürüst kişiliğim ile siyasi görüşü, etnik kökenine bakmaksızın her emekçi kardeşime Demiryol-iş sendika başkanına yakışır şekilde muamele etmiş, arkamdaki tüm emekçi dostlarıma en iyi ve kaliteli şekilde temsil eden bir başkan olarak görev yaptım ve bununla da her zaman gurur duydum.

Başkanlık sürecinde bana sonsuz destek olan öncelikle aileme ve beni asla yalnız bırakmayan yol arkadaşlarıma, emekçi dostlarıma teşekkür ederek bugün çocuklarımın yüzüne alnım ak başım dik bakabilmenin iç huzuru ile sizlere hoşçakalın diyerek görevime veda ediyorum”

 

Kongrenin Divan Başkanlığını yapan Genel Sekreterimiz Hüseyin Kaya’da yaptığı konuşmada sendikaların Türk İşçi Hareketine katkıda bulunarak geçmişte elde edilen kazanımlardan taviz vermeden yeni kazanımlar elde edilen kazanımlardan taviz vermeden yeni kazanımlar elde etmek amacında olduğunu ve bunun için de öncelikle sendikal demokrasiyi özümseyerek tüm kurum ve kurallarıyla hayata geçirmek gerektiğini söyledi.

Genel Sekreter Hüseyin Kaya, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bugün sendikaların miladı olan Genel Kurullarımızdan ilkini gerçekleştiriyoruz. Gündemi tamamladıktan sonra bildiğiniz gibi seçimlere geçilecek ve bir dönemin bayrak yarışı sonlanırken yeni dönem hayatiyet kazanacak ve yeniden bir bayrak yarışı başlayacak.

Sendikacının bayrak yarışı üyelerine ve işçi hareketine vereceği katkıdır, yani bir hizmet yarışıdır.

Burada şu prensip unutulmamalıdır. Yapılacak seçimin sonucu ne olursa olsun sonuçta sizin içinizden birileri, yani demiryollarının çilesini sizinle birlikte yaşamış havasını sizinle birlikte solumuş olan kardeşleriniz, arkadaşlarınız bu hizmeti yükleneceklerdir.

Bu nedenle şuna tüm kalbimle inanıyorum ki gerçekleştirmekte olduğumuz Eskişehir Şube Genel Kurulu DEMİRYOL-İŞ camiasına yakışır bir genel kurul olacaktır ve burada hazır bulunan delegasyon sonuç ne olursa olsun seçilecek olan kardeşlerimize her zaman destek vereceklerdir.”

Kaya, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Eskişehir Şubemizin Genel Kurulunun üyelerimize, Türk işçi hareketine ve DEMİRYOL-İŞ topluluğuna hayırlar getirmesini diliyor, Divan gibi önemli bir göreve bizleri layık gördüğünüz için en içten duygularımla teşekkür ediyorum.”

Genel Kurul sonunda yapılan seçimlerde Yönetim Kurulu şu şekilde oluştu;

Ramazan Uysal              Şube Başkanı

Mehmet Kurt                 Şube Sekreteri

Devrim Şanlı                 Şube Mali Sekreteri

Fikret Karaca                 Yönetim Kurulu Üyesi

Niyazi Müştekin            Yönetim Kurulu Üyesi