TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün ATALAY 3.11.2018 tarihinde TES-İŞ Sendikası Genel Kuruluna katıldı.

Genel Kurulda bir konuşma yapan ATALAY konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

 

“TÜRK-İŞ’te görev yaptığımız değerli yönetim kurulu arkadşlarımız, TES-İŞ sendikamızda uzun yıllar görev yapan eski genel başkanlarımız hepiniz hoşgeldiniz. 34 vilayetten genel kurula katılan kıymetli delegeler burada. TES-İŞ’in Başkanlar Kurulu burada hepiniz hoşgeldiniz, kongreniz hayırlı olsun. Hasta olan genel başkanlarımız var hepsine şifa diliyorum. Cumhuriyetin 95. kuruluş yıldönümünü kutladık hep beraber. Atatürk ve silah arkadaşlarının Allah mekanını cennet yapsın. Salı günü MKE’ne gittik Milli Savunma Bakanımız ile beraber.Makine Kimyada işçi arkadaşlarımızla yemek yedik. Savunma sanayindeki işverenlerle toplantı yaptık. Akşam Ankaraya döndük ve gece Çalışma Bakanı ile gündemdeki konuları konuştuk.Salı günü Samsundaydık. Samsundaki sendikalarla bir toplantı yaptık. Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı ile birlikte bir toplantı yaptık  ve sözleşme imzaladık. Çarşamba Ankara’ya geldik AĞAÇ-İŞ sendikamız şahane bir bina yaptı. Orada açılışı yaptık sayın DESTİCİ ile beraber yaptık. Dün İstanbul’da “kendi ürettiğini kendin tüket” adlı kampanya vardı TÜRK METAL sendikamızın yaptığı. 100’ün üzerinde işveren vardı. Bizim içinde bulunduğumuz durumu anlattık. Şimdi sizin huzurunuzdayım. Bu salon önemli bir salon. Tarihe tanıklık yaptı bu salon. Orhan ağabey, Faruk ağabey Allah mekanlarını cennet yapsın. Bu salonda kim aklınıza geliyorsa şu andaki Cumhurbaşkanımızdan, eski Cumhurbaşkanları, ana muhalefetine kadar hepsi toplantı yaptı.

 

Biz öyle bir coğrafyada yaşıyoruz ki, bu coğrafyada güçlü bir şekilde var olmamız gerekiyor. Suriye, Irak, Yunanistan, Rusya… Herkesin durumunu gözden geçirirseniz bu coğrafyada var olmamız gerekiyor. Ordun güçlü olursa, ekonomin güçlü olursa varolursun. Çin’e, Amerika’ya, Rusya’ya kimse kafa kaldırmıyor. Bu ikisi güçlü olurken ülkenin sivil toplumu da güçlü olacak. Malatya’da asgari ücretle ilgili bir toplantıda dedik ki, ülkede ekonomik sıkıntı var ve bu sıkıntının bedelini işsizler, emekliler, asgari ücretliler, işçiler, çiftçiler ödüyor dedik. 2000 TL olsun dedik. Diyarbakır Ticaret Borsası Başkanı dedi ki, Başkanım döneceğim ve hemen zam yapacağım dedi. Döndü ve yaptı zannediyorum. Ama  bir elin parmakları dışında işverenlerimiz bunu hayata geçirmedi. Yabancı misafirlerimiz var bu salonda. bağlı olduğumuz dünya sendikaları var. Ülke ile ilgili ne lazım söylersen seni dikkate alıyorlar. can kulağı ile dinliyorlar.

 

15 Temmuz musibeti geçti başımızdan hala devam ediyor bitmedi. Bu ülke benim ülkem dediler can verdiler. Eli, ayağı, gözü olmayan ikibinin üzerinde kardeşimiz var. Biz o gece yönetim olarak herkes sokağa dedik. Bu ülke Kemal Bey’in, Devlet Bey’in, Tayyip Bey’in ne kadar ülkesiyse, sizin de benim de ülkemiz. Herkes gücünün yettiği kadar ülkesinden yana taraf olmak durumunda.

 

Demokrasinin zaferi adlı ingilizce-türkçe kitap yaptık. 1200 tanesini yurt dışına yolladık. Kitapta kimseyi methetmiyoruz sadece olanı anlatıyoruz. Amerika, İsrail bu işin tam göbeğindeler. Parayı onlar veriyor, silahı onlar veriyor, akılı onlar veriyor. Hiç umurlarında değil, ülke mi karışmış. Silah sanayii silahları satmaya devam ediyor. Avrupa da bir on kişi ölsün dünyayı ayağa kaldırıyorlar. Uluslararsı ilişkilerde akrabalık, dostluk, kardeşlik yok. menfaat var, çıkar var.

 

Suudi elçiliğinde yapılanlara bakın. Hayvan yapmaz çok afedersiniz. Bunu müslüman yapıyor malesef. Müslümanım diyen zavallılar yapıyor. Herkes aklını başına alacak. Yol haritamızı ona göre çizeceğiz.

 

Yaşım kemale erdi. 1 milyonluk bir aileyiz. Ailelerimizle beraber dört milyonuz. Bu insanlar beni başlarına getirdiler. Başınızı önünüze eğmemeye gayret sarfediyorum. Bu ülkede sendikacı var, siyasetçi var, işveren var maske ile geziyorlar.Uyuyanı uyandırırsınız ama uyuma numarası yapanı uyandıramazsınız. İnanmadıklarınızı başınıza seçmeyiniz. Güvenmediklerinizi başınıza seçmeyiniz. Seçtiklerinizin de kapı gibi yanında olunuz. Bu sendikada uzun yıllar çalışan görev yapan herkesi tanıyorum. Herkes bu kuruma hizmet etmeye gayret etti.

 

Kıdem tazminatını gündeme getiriyorlar. Her sene bir kere gündeme geliyor. Şu anda bulunduğumuz noktadan arpa boyu geriye gidemezler. Yapmazlar, yapamazlar. Nokta kadar hak kaybına müsaade etmeyiz. Kıdem tazminatı bizim son kalemiz. Olumsuz birşey olursa başta ben olmak üzere hiçkimse bu koltuklarda oturamaz.

 

Asgari ücretten aşağı emekli maaşı alan insanlar var. Günahtır, yazıktır, ayıptır.

Kitlerle ilgili on yıldır konuştuk. Paneller, mitingler, eylemler yaptık. En son Arena Spor Salonunda eski Başbakan Sayın Ahmet DAVUTOĞLU geldi. 15 bin kişinin olduğu ortamda herkes kadroya geçecek dedi. Asıl işi yapanlar malesef kenarda kaldı.

Maden, Enerji, Demiryolları, Devlet hava meydanları, TRT, MTA’da var. Neredeyse olmayan yok.

Herkesi aldınız bu adamları niye almıyorsunuz? Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakan dedi ki alacağız. Ama geldiğmiiz noktada bir gelişme yok. Olumlu bir haber bekliyoruz. Sözünüzü yerine getirin. Emeklilikte yaşa takılanlar bu ülkenin vatandaşı. Bütün siyasi partiler söz verdi. Bir çözüm bulmak durumundayız.

 

Ben yasama, yürütme, yargı değilim.  Kardeşiz birbirimizi kucaklamak durumundayız. Kucaklamazsak bizi bölerler. Irak ve suriye’de olanı başımıza getirirler. 5 milyon misafirimiz var üç buçuk milyonu Suriyeli. Suriyeli doktor, mühendis niye gelsin buraya, niye dilensin. Canını kurtarmak için adam bize sığınmış. Onlar bizim misafirimiz. İçinde yanlış yapanlar var mı var. Ama sahip çıkmak lazım. Savaş bitince onları evlerine yollamak lazım. Misafirlerden rahatsız olmayın.

 

420 SENDİKA başkanı var 34 Genel Başkanı var. Biz bu ülkenin sigortasıyız. Geçenlerde ŞEKER-İŞ  ile ilgili bir haber oldu. Özelleştirme ile ilgili en iyi mücadeleyi veren arkadaşlarımızın başında geliyorlar. 11 mahkemeye dava açtı 9unu kazandı.

 

Şeker lobisi bu çıkan haberlerden çok memnun. Fabrikaları alanlar çok memnun. O arkadaşımızınki de doğru değil o ayrı. Biz sendikacılar yediğimize, içtiğimize, giydiğimize dikkat etmek durumundayız.

 

Televizyonlar kimlerin, gazeteler kimlerin ellerinde belli. Biz nokta kadar kötülük yaparsak ertesi günü gazetelerde boy boy kendimizi görürüz. Dağlar kadar hayırlı bir iş yaparsanız hiç göremezsiniz.

 

Siyasiler diyor ki siz işinize bakın ülkeyi biz yönetiriz. Siz ne zaman oy verirken şube başkanına, şube başkanı Genel Başkana, Genel Başkan TÜRK-İŞ Başkanına o da yönetime sorarsa öyle karar verirsek, siyasiler istedikleri gibi at oynatamazlar.

 

600 vekil var. Biz bu ülkenin dörtte üçüyüz. Ama beş kişi yokuz mecliste. En sonunda bu ülkenin yönetimini işçilerin çocukları alacak. Allah hepimizin yardımcısı olsun. Duanıza çok ihtiyacımız var. Hepinize saygılar sunuyorum.

SAMULAŞ A.Ş ve Demiryol- İş Sendikası arasında 1.Dönem Toplu İş Sözleşmesi düzenlenen törenle imzalandı.


SAMULAŞ A.Ş ve Demiryol- İş Sendikası arasında 1.Dönem Toplu İş Sözleşmesi düzenlenen törenle imzalandı.

SAMULAŞ A.Ş ve Demiryol- İş Sendikası arasında yaklaşık 8 aydır görüşmeleri süren toplu iş sözleşmesi, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Zihni Şahin ve Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay’ın katılımı ile düzenlenen törenle imzalandı.

SORUMLULUĞUMUZU YERİNE GETİRDİK

Törende konuşma yapan Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Zihni Şahin, her zaman işçilerin yanında olduklarını söyledi. Güçlü bir ülke için birlikte hareket etmek gerektiğini ifade eden Şahin, “Bizler her zaman işçi kardeşlerimizin yanındayız. Artık sizler de aldığınız bu haklarla layıkıyla görevinizi yerine getirmelisiniz. SAMULAŞ’ın daha etkili hizmet vermesi, sizlerin çalışmasına bağlı. Bizler sorumluluğumuzu yerine getirdik. Artık sıra siz de. Herkes görevini layıkıyla yaparsa ve birlikte hareket edersek gücümüzün önünde kimse duramaz” diye konuştu.

Ekonomik engeller yüzünden sözleşme sürecinin uzadığını kaydeden Şahin, “İşçi kardeşlerim, sizlere olan bir para verilmedi. SAMULAŞ’ın bu bütçeyi kaldıracak durumu yoktu. Ancak sizlerin yaşam standarttı için elimizden gelen desteği verdik. Bu sözleşme SAMULAŞ’a ve sizlere hayırlı uğurlu olsun” şeklinde konuştu.

ŞAHİN ADALETLİ DAVRANDI

Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay ise Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Zihni Şahin’in adaletli davrandığını belirterek teşekkür etti. Atalay, Zihni Şahin’in Samsun Büyükşehir Belediye eski Başkanı ve Samsun Milletvekili Yusuf Ziya Yılmaz’dan aldığı bayrağı daha da yükseklere çıkardığını kaydetti.

PATRONLARA SESLENDİ

Samsun’dan patronalara da seslenen Atalay, asgeri ücretli çalışan işçilere 2 bin lira verilemesini istedi. Atalay, “Bin 600 TL ile geçinmek çok zor. Patronlar ücretleri 2 bin TL yaparsa, aralık ayında yapılacak görüşmede bizim de elimiz güçlenir. 2 bin TL kimsenin fabrikasını batırmaz” dedi.
Konuşmaların ardından imza töreni gerçekleşti.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Kutlu Olsun…

29-ekim

 

Demiryol-İş Sendikası, Cumhuriyetimizin 95. Kuruluş Yıldönümü nedeniyle bir açıklama yayımladı. Açıklamada şu görüşlere yer verildi:

“Aziz milletimizin kanı ve canı pahasına büyük mücadeleler sonucunda kurduğu Cumhuriyetimizin kuruluşunun 93. yıldönümünü büyük gururla ve mutlulukla kutluyoruz.

Cumhuriyetimiz, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde, milletimizin azim ve kararlılığıyla kurduğu büyük bir eserdir. Bu eser, millet iradesini ve bağımsızlığı her şeyin üzerinde tutan bir neslin bugünkü nesillere armağanıdır.

Ülkemiz, Cumhuriyetimizin kuruluş felsefesinin temelinde olan muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkma hedefini yakalama çabası ile ekonomik ve sosyal kalkınma ve halkın refahını sağlama çabalarını, demokratik ve sosyal hukuk devletini koruma ve kollama anlayışını sürdürme kararlılığındadır.

Ülkemiz, demokrasinin kurum ve kuralları içinde, sosyal ve kültürel farklılıklarını koruyup geliştirmeyi, birlik ve bütünlüğünü, huzurunu ve kardeşlik ortamını güçlendirmeyi amaçlamaktadır. Ayrımcılığın olmadığı, barış ve kardeşlik içinde, özgürlük ve demokrasi içinde yaşayan bir Türkiye’nin, toplumun tüm kesimlerinin katkı ve çabalarıyla daha da güçleneceğine inanıyoruz.

Başta temsil etmekten onur duyduğumuz üyelerimiz olmak üzere, bütün vatandaşlarımızın Cumhuriyet Bayramı’nı yürekten kutluyoruz. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını ve bu toprakları vatan yapan aziz şehitlerimizi saygı ve rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyoruz. Saygılarımızla”

TÜRK-İŞ ve Bülent Ecevit Üniversitesi iş birliği ile yürütülen “Emeğin ve Sendikacılığın Geleceği” konulu 19. Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Kongresi 4 – 6 Ekim 2018 tarihleri arasında Zonguldak / Ereğli’de gerçekleştirildi.

Kongreye, TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün ATALAY, Genel Eğitim Sekreteri Nazmi IRGAT, Zonguldak Valisi Ahmet ÇINAR, Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem AKDEMİR, Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Mustafa ÇUFALI, Zonguldak Milletvekilleri, Ereğli Kaymakamı, Ereğli Belediye Başkanı, Sendikalarımızın Genel Başkan ve Yöneticileri, Akademisyenler ve işçiler katılım sağladı.

Açılış konuşmalarını; Bülent Ecevit Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölüm Başkanı Sadık KILIÇ, Genel Maden-İş Genel Başkanı Ahmet DEMİRCİ, Zonguldak CHP Milletvekili Ünal DEMİRTAŞ, AK Parti Milletvekili Polat TÜRKMEN, Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Mustafa ÇUFALI, TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün ATALAY ve Zonguldak Valisi Ahmet ÇINAR yaptı.

Ergün ATALAY konuşmasında;

“Yıllardır süregelen Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Kongrelerinin bugün 19. sunu Bülent Ecevit Üniversite iş birliği ile burada sizlerle düzenlemiş bulunmaktayız.

Her gün ortalama 5 işçi iş kazalarında hayatını kaybediyor. Bunun yanı sıra Batman’dan şehit haberleri alıyoruz. Bizler için vatan için hayatını kaybeden şehitlerimize Allahtan rahmet, ailelerine sabır diliyoruz.

TÜRK-İŞ, sağcı solcu, Alevi, Sünni, Laz, Kürt ayırt etmeyen ve kucaklayan bir yapıya sahiptir. Hepimiz bu ülkenin vatandaşıyız. Hiçbir ayrım yapmadan hepimiz bu ülke için çalışıyoruz ve çalışmaya devam edeceğiz.

Asgari ücretin 1.600.- TL’dir. 6 milyon asgari ücretli çalışanımız var. 1.600.- TL ile kaç gün geçinebiliriz, bir düşünelim?

TÜRK-İŞ olarak asgari ücret 2.000.- TL olsun diye şimdiden konuşmaya başladık. İmkânı olan patronlar, işverenler, asgari ücreti 2.000.- TL’ye çıkaralım.

Eskiden işçi çocukları okuyamazdı. Şimdi işçi çocuklarında okuma oranı arttı ve ben şimdi istiyorum ki işçi çocuklarının yönetimde olmasını diliyorum.

Herkes istediği partiye oy veriyor, istediği takımı tutuyorken, neden istediği sendikanın üyesi olamıyor? Herkes istediği sendikanın üyesi olabilmeli. Burada iyi ki demirçelik fabrikası var. Bu bölgenin insanına istihdam sağlıyor.

Çalışma hayatında kadın sorunu, çocuk işçi sorunu vardır.

Değerli hocaların bildirileri sizlere ışık tutacaktır. Bu kongrede sunulacak bildiriler kitap haline getirilecektir. Tüm kongrenin çalışma hayatına katkı sağlamasını diler, sizleri şahsım ve TÜRK-İŞ Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum.” İfadelerine yer verdi.

Açılış konuşmalarının ardından “2000’li Yıllarda Sendikacılığın Sorunları ve Çözüm Arayışları” konulu ana oturuma geçildi.

İki gün sürecek olan Kongrede, paralel oturumlar gerçekleştirilecektir.

 

TÜRK-İŞ ADANA-DİYARBAKIR BÖLGEYE BAĞLI İLLER ve BAĞIMSIZ İLLER ŞUBE BAŞKANLARI VE İL TEMSİLCİLERİ EĞİTİM SEMİNERİ

Seminere TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün ATALAY, Genel Mali Sekreteri Ramazan AĞAR, Genel Eğitim Sekreteri Nazmi IRGAT, TES-İŞ Sendikası Genel Başkanı Mustafa ŞAHİN, TOLEY-İS Sendikası Genel Başkanı Cemail BAKINDI, şube başkanları ve il temsilcileri katıldı.

Genel Başkan ATALAY “Ülkede 1,5 aydır dövizle ilgili olarak bazı sıkıntıların yaşandığını söyledi”

ATALAY’ın konuşması şu şekildedir:

“Bu ülkede yaşıyoruz, ne olup ne bitiyor hepsini biz de biliyoruz. Bunlarla ilgili olarak gelinen noktada Ticaret Bakanı bir açıklama yaptı. 1296 firmanın suçlu bulunduğunu söyledi. Bazılarının düşük gramajlı olduğunu, bazılarının zam yaptığını söylüyor. Ama malesef Sayın Bakan bunların adlarını, markalarını, kimlerin yaptığını bizlere söylemiyor. Bunu devletin, Ticaret Bakanlığının bilmesi gerekiyor. Bildiğini söylüyor ama kimin yaptığını söylemiyor. Buradan, bu salondaki tüm şube başkanlarına sesleniyorum. Bizim işimiz Ticaret Bakanlığına falan kaydıysa çok zor. Kendi işimizi kendimiz halledeceğiz. Buradan memleketlerinize gittiğinizde hangi market, alışveriş merkezi ne yapıyor? Bu krizi fırsata dönüştürenler kimler? Kimler insanları dolandırıyor? Mahallemizde, sokağınızda siz, aileniz, işçileriniz bunları biliyor. bunlarla ilgili devletin tespit edip söyleyemediklerini bizzat tespit edeceğiz ve birbirimize söyleyeceğiz. Bunlarla ilgili genel merkezlerinize bir rapor hazırlayıp sunun. Raporunuzda yazın ki; Benim şu marketimde böyle böyle oluyor. Bunları bir yazın. Bunları bir yazın da biz bir söyleyelim. Özellikle bu marketlerin gazeteler, televizyonlar her gün reklamlarını yapıyor. Bari onlar bunların reklamlarını yapmasınlar. Bu yapılanlar insanımıza, ülkemize yapılan en büyük kötülüktür”
ATALAY, Taşeronların kadroya alınmasının ardından KİT’lerle ilgili kadro konusunun açıklığa kavuşturulamadığını dile getirdi. 2017’nin başında KİT’lerde çalışanlarla ilgili taleplerini yetkililere ilettiklerini ancak halen netice alamadıklarını anlatan ATALAY, şunları kaydetti:
“Resmi rakamları bilmememize rağmen Bakanlığın açıkladığı 750 bin civarında arkadaşımız, taşerondakiler kadroya girdiler. Biz, Asıl işi yapanlar kadroya girsin derken, asıl işi yapanlar kenarda kaldılar. Onlar da bizim insanımız, bizim kardeşimiz. İsabetli oldu, güzel oldu. Ama asıl işi yapıp 80 bin civarında arkadaşımız şu anda dışarıda bekliyor. Bu enerjide, madende, PTT’de şekerde, TRT’de, demiryollarında var. Belki kırk kalem sayabiliriz. Toplandığında 80 bin kişi.”
24 Haziran seçimlerinden önce Sayın Cumhurbaşkanımız, şimdiki Meclis Başkanımız, o dönemdeki Çalışma Bakanımız, bu işin hallolduğunu, bir daha konuşulmayacağını belirtmelerine rağmen bugüne kadar halen bir netice alamadık” diyen ATALAY, şöyle devam etti.
“Bunlarla ilgili ülkeyi yönetenler açıklama yapmalarına rağmen bir şey olmadı. 24 Haziran’dan bir hafta sonra Resmi Gazete yayımlandı. Resmi Gazete’de KİT’lerle ilgili bir çalışma yapıldığı söylendi ama bugüne kadar hiç kimsenin kadroya girdiğini ben görmedim, duymadım, bilmiyorum. Ben bilmiyorsam kimse bilmiyor. Buradan bir kez daha sesleniyorum; Bu arkadaşlarımız huzursuz şekilde işe geliyorlar. Verimlilikle, evle ilgili sıkıntıları var. Bir an evvel bu meseleyi çözsünler. Dört gözle bekliyoruz. Taşeronla ilgili son durum ne? Ne oldu? Herkesin elinde çağa uygun telefon var, bir bakarsak görebiliriz. TÜRK-İŞ illerdeki sendika başkanları bununla ilgili ne yaptı? Bunların tamamını görüp inceleyebiliriz. Ama bunlarla ilgili elini sıcak sudan soğuk suya koymayanlar, taşeronların büyük bölümünü çatıları altına almaya gayret ettiler ve aldılar. Bu böyle devam eder mi? Bu böyle devam etmemeli, ettiremezler.”

Açılış konuşmalarının ardından; Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gökhan ERBAŞ “Taşeronlaşmanın Yarattığı Sorunlar, Örgütlenme, Toplu İş Sözleşmeleri ve İş Hukukunda Arabuluculuk”,  Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Orhan Ersun CİVAN “Çalışma Hayatındaki Güncel Sorunların İş Kanunu ve Sendikalar Kanunu Çerçevesinde Değerlendirilmesi” Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğan Nadi LEBLEBİCİ “Lider Yöneticilik Eğitimi”, Marmara Üniversitesi Doktor Öğretim Üyesi Canan ÜNAL, ” Sosyal Güvenlik Uygulamalarında Güncel Gelişmeler” konularında eğitim seminerine katkılarını sundular.

12 Eylül 2018 tarihinde ülkemizde yaşanan kağıt sorunu ile ilgili TÜRK-İŞ Genel Merkezinde bir basın toplantısı düzenlendi.


Toplantıya TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün ATALAY, TÜRK-İŞ Genel Mali Sekreteri Ramazan AĞAR, T. Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Gökhan DURMUŞ,  BASIN-İŞ Sendikası Genel Başkanı Savaş NİGAR, SELÜLOZ-İŞ Sendikası Genel Başkan vekili  Bekir TANRIKULU ve AĞAÇ-İŞ Sendikası Genel Sekreteri Gökhan KİBAR katıldı.
Toplantıda Genel Başkan ATALAY kağıt krizi nedeniyle bir çok gazetenin zor durumda olduğunu ifade etti.
TÜRK-İŞ Genel Başkanının açıklaması şu şekildedir.
“İthalatta yaşanan fiyat artışları nedeniyle, tamamen ithalata bağımlı olan gazete kağıdında ciddi sorunlar yaşanmaktadır. İthal kağıt fiyatları çok artmış, basım maliyetleri yükselmiştir. Kağıt krizi nedeniyle birçok gazete zor durumdadır. Yerel gazeteler kapanma noktasına gelmiştir. Kitap basımı için kağıt bulunamamaktadır. Bulunsa bile fiyatlar çok yüksektir.
Konfederasyonumuza ulaşan bilgilere göre, şu anda sektörde çalışanların maaş ödemelerinde sıkıntı bulunmaktadır.
Son verilere göre;
• Ağaç ve kağıt işkolunda 240 bin 117 işçi
• Basın, yayın ve gazetecilik işkolunda 91 bin 443 işçi çalışmaktadır.
Kriz nedeniyle işyerlerinin kapanması, binlerce kişinin işsiz kalması sonucunu getirecektir.
Bu nedenle hükümet gazete ve kitap kağıdı krizine el koymalı, sorunu çözmeli ve zor durumdaki gazete ve yayınevlerine destek vermelidir.
Hükümet gazete ve yayınevleri yöneticileriyle bir araya gelmelidir. Hükümet temsilcisi ile mağdurlar krizi enine boyuna ele almalı, krizin aşılabilmesi için alınacak önlemler konuşulmalı ve gazete ve yayınevlerinin ayakta kalmalarını sağlayacak önlemler alınmalıdır.
Uygulanması gereken tedbirler özetle;
• Gazeteler ve gazeteciler desteklenmelidir.
• Gazetelerin ithalatın ve maliyetlerin yükselmesi nedeniyle uğradığı zararların sübvanse edilmesi için gerekirse bir fon oluşturulmalıdır.
• Gazete kağıdı ithalindeki vergi yükünün aşağıya çekilmesi masaya yatırılmalıdır.
• Gazete ve yayın evleri ithalatçı kağıt tekellerinin eline bırakılmamalıdır.
• Yaşanan krizin aşılabilmesi için bankalara da görev düşmektedir.
• Kriz yaşayan kuruluşlara uygun koşullarda kredi desteği verilmesi (nefes kredisi) olumlu olacaktır.
• Ayrıca, gazete işletmelerinin vergi ve sigorta primi yapılandırma taksitleri ile cari dönem ödemelerinin kriz aşılana kadar ertelenmesi de düşünülmelidir.
Biz TÜRK-İŞ olarak krizin çözümü noktasında üzerimize düşecek bir görev olursa yapmaya hazırız.
Basın sektöründe çalışanların büyük bölümünün sendikasız olduğu da dikkate alınmalıdır. Basın sektöründe çalışanlar mutlaka örgütlenmelidir. Sağlıklı bir demokrasi örgütlü, sendikalı bir toplum için şarttır.
Kamuda taşeron olarak çalışan işçilere kadro imkanı veren düzenlemeden yaklaşık 800 bin kişi faydalandı. Ancak KİT’lerde çalışan taşeron işçilerinin kadro talebi henüz karşılanmadı. Hükümet yetkilileri seçimden önce bu işçilerin kadro taleplerinin karşılanacağı sözünü verdi.
Madenlerde, demiryollarında, PTT’de, şeker fabrikalarında, elektrik üretim, iletim, dağıtım şirketlerinde ve benzeri birçok işyerinde yaklaşık 80 bin kişi hala müjdeli haberi bekliyor.
Ekonomide yaşanan son gelişmeler başta çalışanlar ve emekliler olmak üzere halkın önemli bir bölümünü olumsuz etkiledi, satın alma gücünde önemli gerilemeler oldu.
Yaşanan ekonomik gelişmelerden herkes etkileniyor, bedelini ödüyor. Ama özellikle dar ve sabit gelirli kesimlerin ödediği bedel taşınamaz boyutlara ulaştı.
Türkiye’yi ekonomik bakımdan çökertmek isteyenlere karşı hep birlikte kararlılıkla durulmalıdır.
TÜRK-İŞ olarak her zaman önce devlet ve ülke, birlik ve beraberlik dedik.
Ticaret savaşları üzerinden oynanan oyunları “ortak akıl” ile boşa çıkarmalıyız. Türkiye yüzünü IMF’ye bir daha dönmemelidir. Her alanda bağımsız olmanın yolu borç almamaktan geçiyor”