Hükümetin yapmak istediÄŸi bir dizi yasal deÄŸiÅŸiklik nedeniyle, çalışma hayatında yine hareketli bir döneme girdik. Özellikle 2821 sayılı Sendikalar Kanunu ve 2822 sayılı Toplu İş SözleÅŸmesi, Grev ve Lokavt Kanunu’nda yapılmak istenen deÄŸiÅŸiklikler, Konfederas-yonumuzun gündemini önemli ölçüde meÅŸgul ediyor.
Hükümet, işveren ve işçi temsilcilerinden oluşan Üçlü Danışma Kurulu toplantılarında, defalarca masaya yatırılan yasa değişikliklerinden şu ana kadar net bir sonuç alınamadı.
TÜRK-İŞ olarak, 2821 ve 2822 sayılı Yasalarla ilgili olmazsa olmazlarımız var. Biz bu yasaların yeniden düzenlenmesini istiyoruz. Ancak bu düzenlemeler yapılırken, sendikalar ve toplu sözleşme hukukunun uluslararası sözleşme ve standartlara uyumlu hale getirilmesini, örgütlenme önündeki engellerin kaldırılmasını, güçlü sendikacılığın geliştirilmesini, toplu pazarlık hakkını sınırlandıran kısıtlamaların ortadan kaldırılmasını ve sendikaların iç işleyişlerini kendilerinin belirleyeceği bir şekilde düzenlenmesini talep ediyoruz.
AB ve ILO kriterlerinin iç hukukumuzda daha belirgin olmasını istiyoruz. ILO’nun 98 sayılı Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkı SözleÅŸmesinin özünü oluÅŸturan “ulusal koÅŸullara uygun örgütlenme modeli” ilkesini destekliyoruz.
İşkolu tespitinin ve yetki tespitinin tek başına Bakanlıkça yapılmamasını, bu amaçla özerk bir kurum oluşturulmasını istiyoruz.
Kaldırılmak istenen “noter ÅŸartı”nın üyelikten çekilme aÅŸamasında mutlaka korunmasını talep ediyoruz.
Kaldırılmak istenen yüzde 10 işkolu barajının makul bir düzeye çekilmesini talep ediyoruz. Ancak bunun yanında, işletme ve işyeri barajlarının da yüzde 30-40 oranına çekilebilmesini talep ediyoruz.
TÜRK-İŞ’in bu konulardaki ısrarlı talepleri devam ediyor. 2011 yılı içinde önemli aÅŸamalar kaydedileceÄŸini düşünüyorum.
* * *
Gündemimizdeki diÄŸer bir önemli konu, Hükümetin “Torba Yasa” adı altında TBMM’ne sunduÄŸu tasarı. Bu tasarıya iliÅŸkin ciddi sıkıntılarımız var. Çünkü bu tasarıyla Hükümet, işçilerin iÅŸsizlik sigortası fonuna bir kez daha el uzatıyor. Fonun bir önceki yıla ait gelirinin yüzde 30’una el koyuyor. Bakanlar Kurulu’na bunu yüzde 50’ye kadar çıkarma yetkisi veriliyor. Genel ekonomik kriz dışında, sektörel ve bölgesel krizlerde de kısa çalışma ödeneÄŸinin fondan ödeneceÄŸi hükmü getiriliyor.
Esneklik uygulamaları geniÅŸletiliyor. Evden çalışma, uzaktan çalışma gibi kavramlar İş Kanunu’na konuyor. DenkleÅŸtirme süresi 2 aydan 4 aya çıkarılıyor.
Yol-İş, Belediye-İş gibi sendikalarımızı yakından ilgilendiren bir düzenleme yapılarak, belediyeler ve Köy Hizmetleri işçileri yerlerinden ediliyor. Bu işçiler ihtiyaç fazlası sayılarak Milli Eğitim Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğüne naklediliyor.
Bu maddelerin tasarıdan çıkarılması için Hükümet nezdinde görüşmelerimiz aralıksız sürdürülüyor.
* * *
Yasal alanda bu çalışmalar devam ederken bir yandan da 2011 yılında uygulanacak asgari ücret tespit edildi.
BildiÄŸiniz gibi Komisyon, işçileri temsilen orada bulunan TÜRK-İŞ’in tüm taleplerine raÄŸmen bugüne kadar objektif ve bilimsel kriterleri esas alarak bir tespit yoluna gitmedi. Bu kez de savunduÄŸumuz görüşler Komisyon çalışmalarında dikkate alınmadı. Belirlenen asgari ücret yetersiz ve ülkemizin bugünkü koÅŸullarında “insan onuruna yaraşır bir yaÅŸam düzeyi” saÄŸlamaktan uzak kaldı.
Asgari ücretle çalışan milyonlarca işçimiz ve aileleri, ne yazık ki, yeni yılın arifesinde, “günde 1 simitlik zamla” yetinmek zorunda kaldı.
* * *
TaÅŸeronlaÅŸma çalışma hayatının en önemli sorunudur. Bugün yalnızca kamu kesiminde 300 binin üzerinde taÅŸeron var. Buna belediyeleri de katarsak rakam büyüyor. Bu konuda ne yazık ki, kamu iÅŸyerleri kötü örnek oluyor. Bu sistem sendikalaÅŸmanın önündeki en büyük engellerden biri. TaÅŸeron işçileri üretimde ve hizmet sektöründe asıl iÅŸveren işçileriyle birlikte çalışıyorlar ancak ayrımcılığa tabi tutuluyorlar. TÜRK-İŞ’in mücadelesi, maÄŸdur durumda olan bu işçilerimizi asıl iÅŸveren işçisi saydırmak ve toplu iÅŸ sözleÅŸmelerinden yararlandırmaktır. Aralarında Sendikamızın da bulunduÄŸu bazı sendikalarımız bu konuyu yargıya götürerek çözmeye çalışıyor. Bu önemli bir adımdır. Esas olan yargının kararları doÄŸrultusunda yasalarda deÄŸiÅŸiklik yapılarak bu arkadaÅŸlarımızı asıl iÅŸveren işçisi saydırmaktır.
* * *
Kamu kesimi toplu iş sözleşmelerinde süreler Ocak, Şubat ve Mart aylarında doluyor. Bu dönemde ülkemiz genelinde toplam 115 işyerinde ve işletmede yaklaşık 250 bin işçi adına sözleşme imzalanacak. Demiryol-İş olarak da kamuda çalışan üyelerimiz adına sözleşme imzalayacağız.
Görüşme sürecinde yıllardır değiştirmediğimiz hükümleri korumaya devam edeceğiz. Esneklikle ilgili getirilmek istenen düzenlemelere engel olacağız. Sözleşme hükümlerimiz istikrar ve kurala bağlı çalışma biçimlerini güvence altına aldığından idari maddeleri çok önemsiyoruz. Bu maddelerden taviz vermeyeceğiz. Sözleşmelerimizin şimdiden tüm üyelerimize hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.
* * *
GeçtiÄŸimiz iki ay içinde, ne yazık ki, biri Haydar-paÅŸa’da diÄŸeri de Balıkesir’de olmak üzere iki iÅŸ kazası yaÅŸadık. İki arkadaşımızı bu kazalarda kaybettik.
Demiryol-İş Sendikası olarak, işyerlerimizde iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin çok sıkı takipçisiyiz ancak buna rağmen zaman zaman bu olaylar da yaşanıyor. Bundan sonraki süreçte, bu kazaların önlenmesiyle ilgili olarak işverenle birlikte daha fazla çaba harcayacağız.
Ancak bir konuyu bir kez daha gündeme getirmekte yarar görüyorum. Ülkemizde son on yıldır demiryollarına çok büyük yatırımların yapıldığı herkesin malumu. Ancak bütün bu yatırımlara rağmen, demiryollarına işçi alınmaması, yeni kadrolarla takviye edilmemesi önemli bir sorun oluşturuyor. İşçi arkadaşlarımızın insanüstü gayretleri, iş kazalarına davetiye çıkarıyor. Bütün bu yatırımlara rağmen, son on yılda demiryollarından 7 binin üzerinde arkadaşımızın emekli olduğunu ancak yerlerine işçi alınmadığını düşünürsek, durumun vahameti daha iyi anlaşılacaktır. Bu talebimizi her fırsatta dile getirmeye, konunun takipçisi olmaya devam edeceğiz.
* * *
GeçtiÄŸimiz ay bizi üzen diÄŸer bir olay da, tarihi HaydarpaÅŸa Garı’nda meydana gelen yangındır. Bu talihsiz kaza meydana gelir gelmez, arkadaÅŸlarımız olay yerinde üzerlerine düşen görevleri eksiksiz yerine getirdiler, kendilerine teÅŸekkür ediyorum.
Ben de TCDD yetkilileri, Sendikamız Haydarpaşa, İstanbul ve Adapazarı şube başkan ve yöneticileri ile çok sayıda üyemizin de katıldığı bir grupla olay yerinde incelemelerde bulundum.
DileÄŸimiz, Osmanlı’dan, atalarımızdan bize miras kalan bu tarihi binanın eskisinden daha güzel restore edilip İstanbul halkına, Türk halkına ve biz demiryolu çalışanlarına sunulmasıdır. Bu konuda Demiryol-İş Sendikası’na düşen bir görev olursa elimizden geleni yapacağımızdan kimse kuÅŸku duymamalıdır.
* * *
Sendikamızın şube genel kurulları başladı. Kısa sürede tüm şubelerimizde tamamlanarak Genel Merkez Genel Kuruluna gideceğiz. Bugüne kadar Demiryol-İş topluluğuna hizmet etmiş, her düzeyde görev alan arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Yeni ya da tekrar seçilen arkadaşlarıma başarılar diliyorum. Dileğimiz, Demiryol-İş topluluğunu büyütmek, yüceltmek ve temsil ettiğimiz kitlenin onur duyacağı bir marka haline getirmektir.
Bu amaçla sürdürdüğümüz örgütlülük mücadelesi meyvelerini vermeye devam ediyor. Bursa, Eskişehir, İstanbul, İzmir, Konya metrolarından sonra, Antalya ve Kayseri metrosunda çalışan işçiler de DEMİRYOL-İŞ topluluğuna katıldılar. Antalya ve Kasyeri metrosunda çalışan ve aramıza katılan üyelerimizi örgütlülük adına verdikleri mücadeleden dolayı kutluyor, aramıza hoşgeldiniz diyorum.
* * *
Yukarıda da anlatmaya çalıştığım gibi, çalışanları zor günler beklemektedir. Bu zorlukları aşmak için birlikte davranmak, dayanışmak ve saflarımızı büyüterek güçlü olmak zorundayız. Aksi halde haklarımızı korumak yönünde çok zorluklarla karşılaşacağımızı bir kez daha söylemek itiyorum.
Dergimiz elinize geçtiği günlerde, yeni bir yıla girmiş olacağız. Yeni yılın insanlığa, ülkemize, işçi hareketine ve sizlere barış, huzur ve mutluluk getirmesini diliyorum.









